29 Mayıs 2025 Perşembe

HAYATI EMEN KARANLIK- Stephen King

 ARKA KAPAK

SERÇELER YİNE UÇUYOR

Thad Beaumont yıllarca George Stark takma adını kullanarak romanlaryazdı; bu adla ün ve para kazandı, kitapları “çoksatanlar” arasında yer aldı.Fakat bir gün bu takma adın ifşa edilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalınca,yıllardır yapmak istediği şeyi yapıp gerçeği kamuoyuna açıklama kararı aldıve popüler bir dergiye verdiği röportajla birlikte Stark'ın cenaze töreninidüzenledi. Artık George Stark yoktu. Thad bir daha bu isimle kitapyazmayacaktı. Ne var ki, Stark'ın “öldürülmesinde” katkısı olan kişiler birerbirer cinayete kurban gitmeye başlayınca bunun o kadar da kolayolmayacağı ortaya çıktı.Thad Beaumont'un hayatında bir şeyler fena halde ters gitmeye başlamış,kâbuslar geri dönmüştü.Ve serçeler yine uçmaya başlamıştı…

Parmak izlerini ve ses-izlerini unutuyorsun. Thad ve Liz'in soğukkanlılıklaonun gerçek olduğunu, gerçek KALMAK için cinayet işleyeceğini iddiaettiklerini unutuyorsun. Onlara sadece intikam peşindeki bir hayalete değil,hiç var olmamış bir adamın hayaletine inanmanın ne kadar kaçıkçaolduğunu söyledin. Ama yazarlar hayaletleri DAVET ederler. Onlar hiç varolmamış dünyalar yaratırlar, oraları hiç var olmamış insanlarla doldururlar,sonra da bu hayal dünyalarına katılmamız için bizi davet ederler.


ALINTI

"Sen ölü bir adamsın, George. Sadece yere uzanman gerektiğini bilmiyorsun."

"O, her zaman iki adamdı. Ve bu, hayal kurarak geçimini sağlayan herkes için geçerlidir. Normal dünyada var olan biri... ve dünyalar yaratan biri. Onlar ikidir. Her zaman en az iki..."

"O, sonuçta bir romancıydı... ve bir romancı, yalan söyleyerek para kazanan bir adamdı. Yalan ne kadar büyükse, ödeme de o kadar iyi olurdu."

"Gerçekler her zaman insanı özgür kılmaz; bazen sadece daha fazla acının kapısını açar."


YORUM

"Bazen en korkutucu şeyler, göremediklerimizdir."


Stephen King'in 1989 tarihli romanı Hayatı Emen Karanlık (The Dark Half), yazarın kendi deneyimlerinden ilham alarak kaleme aldığı, psikolojik gerilim ve doğaüstü unsurları harmanlayan bir eseridir. King'in Richard Bachman takma adıyla yazdığı dönemden esinlenen roman, yazar kimliğinin bölünmüşlüğünü ve bu bölünmenin sonuçlarını derinlemesine inceler.

Tam konusuna girmeden önce bu eser hakkında söylemek istediğim birkaç bir şey var. Birçok Stephen King eseri okudum, okumaya da devam edeceğim ama gerçek anlamda ilk kez King'in dünyasına girmiş gibi hissettiğim bu eserdi. Okuduğum diğer eserlerinde hep bir eksiklik, bir şeyleri kaçırıyor gibiydim. Konusu yüzünden mi yoksa grup okumasındaki sohbetlerden kaynaklı mı yoksa ikisinin birleşiminden kaynaklı oldu emin değilim ama bu eser benim için King dünyasının içerisine girdiğimi hissettirdiği için çok ayrı bir yeri olacak.

Gelelim konusuna, Thad Beaumont kendi adıyla yayımladığı eserlerden yeterince verim alamadığını düşünüp bir gün George Stark takma adıyla eserler yayımlamıştır ve Stark sayesinde ün kazanmıştır. Ancak bu takma adını yayınlanma tehlikesiyle karşı karşıya kalınca, Stark karakterini "öldürmeye" karar verir ve bu kararı bir dergi vasıtasıyla ikonik bir şekilde açıklar.

İlginç bir şekilde Stark'ın "öldürülmesinde" rol oynayan bu kişiler birer birer cinayete kurban gitmeye başlar. Thad, bu cinayetlerin ardındaki doğaüstü gerçeği keşfederken, kendi içsel karanlığıyla da yüzleşmesini de gerçekleştirmesi gerekecektir.

King bu eserinde de psikolojik olarak güzel bir kurgu ortaya çıkardığını söylemeden geçemeyeceğim. Yazar kimliğinin bölünmüşlüğünü, alter ego kavramını, bastırılmış benliğin yıkıcı potansiyelini işler. George Stark karakteri, Thad'in bastırdığı karanlık yönünün vücut bulmuş hali olarak karşımıza sunuyor.

Okumaya değer bir King eseri. Kesinlikle okumadıysanız bir şans tanınması gereken bir yapıt. 




9 Mayıs 2025 Cuma

GECE AÇAN ÇİÇEKLER / Tarık Tufan

 ARKA KAPAK

“Hapsoldukları yerde gözlerini kapıya dikmiş son bir umutla birilerinin gelmesini bekliyorlardı. Istırap yüklü ruhlarının tek kurtuluşu buydu. Hayatlarının o en uzun gecesinde hikâyelerini anlatmayı seçtiler. Çünkü insan ölünce bedeni çürür, geriye yalnız hikâyesi kalır ve bütün hikâyeler gece anlatılır.”

İstanbul’un Vefa semtinde ayakta kalan son ahşap konaklardan biri; Canfeda Konağı, namı diğer Uğursuz Konak. Konağa hapsolmuş genç bir kadın; Halide. Yıllardır konaktan uzakta hayatlar süren kardeşleri; Cihangir, Zeliha ve Nihal.  Annelerinin ölümünün ardından, konağın satışı için son kez bir araya gelen kardeşlerin talihsiz alınyazılarının gizemini çözecek sadece bir geceleri var. Geçmişle yüzleşirken, konağın senelerdir kilitli tutulan odasının kapısı aralanınca, ailenin günahları ve suçlarıyla konağın sakladığı sırlar ortaya dökülür.

Yüz yılı aşan bir uzaklıkta, Osmanlı zindanlarında, ölümünü bekleyen, saf bir aşkın peşindeki genç adam; Derviş Ali. Tek umudu devrik Sultan Abdülhamid’in Baş Ressamı Zonaro’nun yardımıdır.

Halide ve Derviş’in yazgılarını buluşturan, arafta kalmış, yaralı ruhları birleştiren çarpıcı bir son.

Gece Açan Çiçekler, Tarık Tufan’ın zengin dili, benzersiz üslubu ve hafızalardan silinmeyecek kurgusuyla, Osmanlı’dan günümüze akan dokunaklı bir aile hikâyesi. Yaralı aşklara yakılmış, yüreklere dokunan, büyüleyici bir ağıt.

“Aşk hayattan da ölümden de büyüktür.”


ALINTI

"Bazı şarkıların notaları, insanın çektiği acılardır."

"Bazen sürekli fedakârlık etmek karşınızdakinde minnet duygusu yerine vazgeçilmezlik hissini büyütüyor"

"Anladım ki bu dünyanın tek hakikati insanın yalnızlığıdır, ötesini anlamaya çalışanların kalbinde sadece yorgunluk kalır."


YORUM

"Her hikâye kendi zamanını beklermiş."

Tarık Tufan'ın kalemini çok fazla denk getirmesem de  her okuduğumda beğeniyorum açıkçası. Olay örgüleri ve üslubu güzel yazarlarımızdan birisidir gözümde.

Gece Açan Çiçekler eserini genel anlamda sevdiğimi dile getirebilirim. Kısaca konusuna değinecek olursam eğer;

 İstanbul’un Vefa semtindeki Canfeda Konağı’na konuk oluyoruz. Bu konak, geçmişin sırlarını ve aile bağlarının çözülmemiş düğümlerini barındırıyor. Annesinin ölümü üzerine konakta bir araya gelen Halide ve kardeşleri Cihangir, Zeliha ve Nihal, sadece bir gece içinde ailelerinin geçmişiyle yüzleşiyorlar. Bir gece de neler olabilirin tam olarak bir örnek timsali bir aile hikayesi.

Geçmiş dedik o kadar peki bu geçmişte ne var? Osmanlı döneminde geçiş yaptığımız kısımlarda Derviş Ali’nin hikâyesi yer alıyor. Zindanlarda ölümünü bekleyen bu genç adamın tek umudu, devrik Sultan Abdülhamid’in baş ressamı Zonaro’nun yardımıdır. Derviş Ali'nin hikayesi de bambaşka bir tat bıraktığını da dile getirebilirim.

 Halide ve Derviş Ali’nin hikâyeleri, zamanlar ve mekânlar arasında kurulan bağlarla ortak bir noktada kesişmekte. Peki bu nasıl oluyor? Okuyarak keşfedelim :)

Konu gerçekten güzel, karakterlerin her biri ayrı bir hikaye oluşturulacak bir yapıda ve derinlikle. Belki yazarımız ilerde seri olmasa bile farklı bir eserinde bir yerlerde denk getirebilir düşüncesi de oluşmadı değil. 

“Gerçeği anlamakta geç kalmak, insanın en hazin düşüşüdür.”