“Yeryüzü, gökyüzü ve tüm insanlar, insanların kafası, iç organları, iç organlarını oluşturan moleküller, atomlar, hepsi ama hepsi kıldan ince ipliklerle birbirine bağlı. Bir anda kopup dağılmak, dört bir yana saçılmak o kadar kolay ki, insan bazen nefes almaya bile korkuyor. Çok dikkatli olmak lazım.”
Aşka inanmadığını söyleyen bir pastacının kaleme aldığı aşk öyküleri, bir otomobille kurulan tuhaf bağ, aceleyle hazırlanmış bavulun dışında kalanlar, beklenmedik karşılaşmaların sıradan günlerin seyrini değiştirmesi, ansızın ortaya çıkan siyah atlar, bal arılarının izinde çözülen bir aile, herkesin kendi gerçeğinde başka türlü yaşanan trajikomik dostluklar…
Hikmet Hükümenoğlu, Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Öyküleri’nde birbirine çarpıp ayrılan birçok ânı alışıldık kalıpları bozarak yan yana getiriyor. Masalların aksine; aşkın aksak, ironik, rahatsız edici, tutkulu ve gerçek yüzünü gündelik hayatın içindeki en yalın ifadeyle görünür kılıyor.
ALINTI
“Sondan başa doğru okuyabilsek, bütün aşk öyküleri mutlu biterdi.”
"Ayrıca, o ıssızlığın ortasında öfkemi çıkarabileceğim başka kim vardı ki? İki kardeş arasında olurmuş öyle şeyler. Öyle derler."
YORUM
Aşk duygusu karşısında olan tereddütler ve içsel çatışmalarını konu alan bir öykü kitabı. Eserde birbirinden bağımsız gibi görünen öykülerin ortak bir yanı vardır, aşka mesafeli duran ya da geçmiş hayal kırıklıkları nedeniyle duygularına güvenmekte zorlanan karakterler..
Kitapta aşk romantik bir masal olarak değil; hayal kırıklıklarıyla, zamanlama sorunlarıyla, iletişimsizlikle, geçmiş travmalarla iç içe bir duygu olarak işlenir. Başlıkta geçen “aşka inanmayanlar” aslında çoğu zaman hayal kırıklığı yaşamış, savunma mekanizmaları geliştirmiş kişilerdir. Yazara göre aşk idealize edilmiş bir masal gibi değil; eksik, kırılgan ve bazen yarım kalan bir duygu olarak bizlere yansıtır.
Yazarımızla tanışma kitabım biraz daha yalın ve üslup görmek için öykü eserini seçmiştim. Beni yanıltmadı. Oldukça sade, akıcı bir kaleme sahipti.
Aşk duygusunu da kitaptan bir alıntıyla noktalıyorum..
"Aşka inanmamak da neymiş? Aşk yeryüzündeki en yüce en temiz duygudur. Şu korkunç dünyada bizi ayakta tutacak, hayata bağlayacak başka ne var ki? Dünyanın yuvarlak olduğuna inanmamak kadar saçma bir şey bu. Hem insan canı çektiği için aşık olmaz ki, aşk gelir onu bulur ve git deyince de gitmez."