Usta yazar Stephen King’in novela türündeki öykülerinden oluşan Kuşku Mevsimi, en fazla “Shawshank Redemption” adlı filme çekilmiş öyküsüyle büyük ilgi gördü. Ülkemizde “Esaretin Bedeli” ismiyle hafızalara kazınan film, Amerikan Film Enstitüsü’nün hazırladığı “En İyi 100 Film” listesinde yer almaktadır.
Bugüne dek pek çok yapıtı film ve TV dizisi olarak yorumlanan yazarın Kuşku Mevsimi adlı romanında; Yetenekli Öğrenci, Esaretin Bedeli (Shawshank Redemption) ve Solunum Metodu adlı üç öykü bulunuyor.
Stephen King, Kuşku Mevsimi ile yalnızca korku ve gerilimde değil dram türünde de usta bir yazar oduğunu kanıtlıyor...
ALINTI
"Sadece kaybedenler emirlere itaat ettikleri için savaş suçlusu olarak yargılanırlar."
".. Ancak hapishaneye başka bir şey daha getirmişti. Kendi değerini bilerek gelmişti."
"Acı olmazsa huzur da olamaz; onun için acı çekerek ruhumuzu kurtarabiliriz."
Kuşku Mevsimi ve Esaretin Bedeli üç öyküden oluşan, King’in alışılmış korku temasından uzaklaşıp psikolojik derinlik ve dramatik güce odaklandığı bir yapıt. Başlamadan önce her öykü birbirinden iyiydi. Her bir hikayeyi kısa tutarak ilerlemeye çalışacağım.
Kitabın ismini alan Kuşku Mevsimi öyküsü Todd Bowden isimli zeki ve örnek bir lise öğrencisi, kasabasında saklanan eski bir Nazi subayı olan Arthur Denker’i (gerçek adı Kurt Dussander) tanır ve onunla gizli bir bağ kurar. Todd, yaşlı adamı ifşa etmek yerine, onun geçmişine dair detayları öğrenmek ister… ama bu süreç her ikisi için de derin bir etki yaratır.
Todd karakterini dışarıdan oldukça uyumlu, zeki, çalışkan tam iyi insan örneği. Göstermediği asıl yüzü ise bambaşka bir boyut. Manipüle yeteneği mevcut, olaylardan kaçış becerisi ve zekası da aynı şekilde çok üst düzey bir karakter. Dışı sizi içi bizi yakan bir tip yani :) Nazi Subayıyla tanışma hevesi bir tarih dergisine dayanarak ilerliyor. Kuşku Mevsiminin alt metnini kısaca özetlemek gerekirse içindeki kötülüğü dışa yansıtma süreci diyebilirim en basit tabirle. Nasıl iyilik bulaşıcı diyorsak kötülük de aynı şekilde. Arthur Denker / Kurt Dussander karakteri de oldukça iyi işlenmiş o karakterin yansıtılma şeklini de çok sevdim. Yavaş ve etkili bir şekilde içimize işlenmiş. Nazi dönemini başta üstün körü anlatılsa da beni tatmin etti. Her iki karakter de unutulmayacak bir şekilde ele alınmış.
Esaretin Bedeli öyküsünde ise, Andy Dufresne başarılı bir bankacıdır, işlemediği bir cinayetten dolayı Shawshank Hapishanesi'ne gönderilir. Orada Red (Ellis Redding) isimli bir mahkûmla dostluk kurar. Hikâye, Andy'nin zekâsı, sabrı ve özgürlük umuduyla örülü yıllarını konu alır. Tabii ki burada ana karakterimiz Andy Dufresne ile başlamak gerekir ama ben hikayeyi bize anlatan Ellis ile başlamak istiyorum. Hapishane hayatını, olayları ve karakterleri çok derin bir şekilde bize yansıtıyor (King :))
Andy karakteri ise gerçek anlamda umudun, hayalin ve zekanın ustaca oluşturulmuş bir yansıması. Detaya girersem spoiler olacağı için oraları geçiyorum. Neden bu kadar önemli olduğunu okuyunca anladım açıkçası. Gerek bu yüz küsür sayfa da derin bir şekilde konuyu ele alıp bize yansıtması oldukça yeterli bir neden :)
Gelelim üçüncü ve son hikayemize Solunum Metodu isimi bu hikaye de oldukça sert ve başarılı. Hikaye içinde hikaye unsuru mevcut burada. İsmini alan hikaye aslında oluşturulan hikayenin içinde geçmektedir. (Umarım çok karışık gelmedi) Hikaye, David adında yaşlı bir avukatın ağzından anlatılır. David, Viktoryen tarzda bir binada gizemli bir erkekler kulübüne üyedir. Bu kulüpte her Noel'de hikayeler anlatılır. Dr. Emlyn McCarron, bir yıl Noel arifesinde kulübe gelir ve alışılmışın dışında bir doğum hikayesi anlatır: 1930’larda bekar, fakir ama onurlu bir kadın olan Sandra Stansfield, evlilik dışı hamile kalır. Toplumdan dışlanır ama çocuğunu doğurmaya kararlıdır. Dr. McCarron onun doğumuna yardımcı olur ve ona özel bir "solunum metodu" öğretir. Trajik bir olay yaşanacaktır (oldukça travmatik bir sahne).
Stephen King kadın karakterlerini oluşturmasını ve bize yansıtmasını çok beğeniyorum. Burada da Sandra karakteri ise tam yerinde bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Solunum Metodu ne kadar doğum gibi bir olayla somutlandırılmaya çalışsa da alt metinde bilincin kontrol edilebilmesini anlatıyor. Ben buna inana taraftayım :) Bazı olaylar karşısında gerçek anlamda beyin kandırması yaparak ilerlemeye devam ettiğim zamanlar oldu.
Her bir hikaye oldukça başarılıydı. King'in çok boyutlu bir yazar ve her yeni eserinde bunu keşfetmek çok keyifli.


