19 Haziran 2025 Perşembe

KUŞKU MEVSİMİ ve ESARETİN BEDELİ / Stephen King

ARKA KAPAK

Usta yazar Stephen King’in novela türündeki öykülerinden oluşan Kuşku Mevsimi, en fazla “Shawshank Redemption” adlı filme çekilmiş öyküsüyle büyük ilgi gördü. Ülkemizde “Esaretin Bedeli” ismiyle hafızalara kazınan film, Amerikan Film Enstitüsü’nün hazırladığı “En İyi 100 Film” listesinde yer almaktadır.

Bugüne dek pek çok yapıtı film ve TV dizisi olarak yorumlanan yazarın Kuşku Mevsimi adlı romanında; Yetenekli Öğrenci, Esaretin Bedeli (Shawshank Redemption) ve Solunum Metodu adlı üç öykü bulunuyor.

Stephen King, Kuşku Mevsimi ile yalnızca korku ve gerilimde değil dram türünde de usta bir yazar oduğunu kanıtlıyor...



ALINTI

"Sadece kaybedenler emirlere itaat ettikleri için savaş suçlusu olarak yargılanırlar."

".. Ancak hapishaneye başka bir şey daha getirmişti. Kendi değerini bilerek gelmişti."

"Acı olmazsa huzur da olamaz; onun için acı çekerek ruhumuzu kurtarabiliriz."



YORUM

Kuşku Mevsimi ve Esaretin Bedeli üç öyküden oluşan, King’in alışılmış korku temasından uzaklaşıp psikolojik derinlik ve dramatik güce odaklandığı bir yapıt. Başlamadan önce her öykü birbirinden iyiydi. Her bir hikayeyi kısa tutarak ilerlemeye çalışacağım.

 Kitabın ismini alan Kuşku Mevsimi öyküsü Todd Bowden isimli zeki ve örnek bir lise öğrencisi, kasabasında saklanan eski bir Nazi subayı olan Arthur Denker’i (gerçek adı Kurt Dussander) tanır ve onunla gizli bir bağ kurar. Todd, yaşlı adamı ifşa etmek yerine, onun geçmişine dair detayları öğrenmek ister… ama bu süreç her ikisi için de derin bir etki yaratır.

Todd karakterini dışarıdan oldukça uyumlu, zeki, çalışkan tam iyi insan örneği. Göstermediği asıl yüzü ise bambaşka bir boyut. Manipüle yeteneği mevcut, olaylardan kaçış becerisi ve zekası da aynı şekilde çok üst düzey bir karakter. Dışı sizi içi bizi yakan bir tip yani :) Nazi Subayıyla tanışma hevesi bir tarih dergisine dayanarak ilerliyor. Kuşku Mevsiminin alt metnini kısaca özetlemek gerekirse içindeki kötülüğü dışa yansıtma süreci diyebilirim en basit tabirle. Nasıl iyilik bulaşıcı diyorsak kötülük de aynı şekilde. Arthur Denker / Kurt Dussander karakteri de oldukça iyi işlenmiş o karakterin yansıtılma şeklini de çok sevdim. Yavaş ve etkili bir şekilde içimize işlenmiş. Nazi dönemini başta üstün körü anlatılsa da beni tatmin etti. Her iki karakter de unutulmayacak bir şekilde ele alınmış. 

Esaretin Bedeli öyküsünde ise, Andy Dufresne başarılı bir bankacıdır, işlemediği bir cinayetten dolayı Shawshank Hapishanesi'ne gönderilir. Orada Red (Ellis Redding) isimli bir mahkûmla dostluk kurar. Hikâye, Andy'nin zekâsı, sabrı ve özgürlük umuduyla örülü yıllarını konu alır. Tabii ki burada ana karakterimiz Andy Dufresne ile başlamak gerekir ama ben hikayeyi bize anlatan Ellis ile başlamak istiyorum. Hapishane hayatını, olayları ve karakterleri çok derin bir şekilde bize yansıtıyor (King :)) 

Andy karakteri ise gerçek anlamda umudun, hayalin ve zekanın ustaca oluşturulmuş bir yansıması. Detaya girersem spoiler olacağı için oraları geçiyorum. Neden bu kadar önemli olduğunu okuyunca anladım açıkçası. Gerek bu yüz küsür sayfa da derin bir şekilde konuyu ele alıp bize yansıtması oldukça yeterli bir neden :)

Gelelim üçüncü ve son hikayemize Solunum Metodu isimi bu hikaye de oldukça sert ve başarılı. Hikaye içinde hikaye unsuru mevcut burada. İsmini alan hikaye aslında oluşturulan hikayenin içinde geçmektedir. (Umarım çok karışık gelmedi) Hikaye, David adında yaşlı bir avukatın ağzından anlatılır. David, Viktoryen tarzda bir binada gizemli bir erkekler kulübüne üyedir. Bu kulüpte her Noel'de hikayeler anlatılır. Dr. Emlyn McCarron, bir yıl Noel arifesinde kulübe gelir ve alışılmışın dışında bir doğum hikayesi anlatır: 1930’larda bekar, fakir ama onurlu bir kadın olan Sandra Stansfield, evlilik dışı hamile kalır. Toplumdan dışlanır ama çocuğunu doğurmaya kararlıdır. Dr. McCarron onun doğumuna yardımcı olur ve ona özel bir "solunum metodu" öğretir. Trajik bir olay yaşanacaktır (oldukça travmatik bir sahne). 

Stephen King kadın karakterlerini oluşturmasını ve bize yansıtmasını çok beğeniyorum. Burada da Sandra karakteri ise tam yerinde bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Solunum Metodu ne kadar doğum gibi bir olayla somutlandırılmaya çalışsa da alt metinde bilincin kontrol edilebilmesini anlatıyor. Ben buna inana taraftayım :) Bazı olaylar karşısında gerçek anlamda beyin kandırması yaparak ilerlemeye devam ettiğim zamanlar oldu.

Her bir hikaye oldukça başarılıydı. King'in çok boyutlu bir yazar ve her yeni eserinde bunu keşfetmek çok keyifli.


17 Haziran 2025 Salı

BOĞULAN KADIN / Robyn Harding

ARKA KAPAK

Başarılı bir şef olan Lee Guliver, borç harç açtığı restoranın pandemiyle birlikte batacağını ve korkunç bir sondan kurtulabilmek için bildiği her şeyi geride bırakmak zorunda kalacağını hiç tahmin edemezdi. Ancak kendini bir anda hiç bilmediği bir şehrin sokaklarında, arabasında yaşarken bulmuştu. Bir akşam huzur içinde uyuyabilme umuduyla arabasını okyanusun kıyısındaki ıssız bir parka çektiğinde başına geleceklerden habersizdi. Kendini gözyaşları içinde okyanusa atan kadını kurtarmanın hayatını bu kadar altu¨st edeceği aklının ucundan bile geçmezdi. Kurtardığı kadın Hazel ona toksik bir evliliğin sarmalında nasıl istismarn edildiğini anlattıkça Lee, Hazel’a yakınlık beslemeye başlamış, iki kadın arasında beklenmedik bir dostluk kurulmuştu. Derken bir gu¨n Hazel şok edici bir teklifle çıkageldi: Lee kısa bir su¨reliğine yerine geçecek ve Hazel ortadan kaybolacaktı. Ancak Lee, çok geçmeden hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaktı. Artık kaçtığından da büyük bir tehlikenin ortasındaydı.


ALINTI

"İyice dinlenmediğin sürece dünyayı yönetemezsin."

“Çünkü emin olduğum tek bir şey var; güvenebileceğim kimse yok.”

"Korku ve çaresizlik insana korkunç şeyler yaptırabilir. Bunu en iyi ben bilirim."


YORUM

"Beni tüketmekle tehdit eden korkuyu, ümitsizliği ve mutlak yalnızlık duygu­sunu üzerimden atmaya çalışıyorum. Çünkü çabalamaktan, ilerlemekten, var olmaktan başka seçeneğim yok."


İlk başta konusuna değinecek olursam, Dışarıdan tamamen zıt iki kadının yollarının kesişmesini konu alır. Ana karakterlerden biri evsiz kalmış, travmatik bir geçmişe sahip bir kadındır. Diğeri ise şiddet dolu bir evliliğin içinde kapana kısılmış, dışarıdan bakıldığında "mükemmel" bir hayatı olan başka bir kadındır. Bu iki farklı dünyadan gelen kadının yolları kesiştiğinde, ortaya hem duygusal hem de tehlikeli bir hikâye çıkar.

Başlangıçta gerçekten çok basit bir hikaye gibi gelmişti ve çok sevdiğimi söyleyemem ama ortalarda çok güzel bir şekilde ters köşe oldu. Karakterler de bana çok basit geldi, evet konu bakımından şiddet, travma, kaçış, yeni bir kimlik arayışı gibi temalar işlenmeye çalışılmış başarılı diyebilir miyim tam emin değilim. Karakterleri tam işletebilseydi belki daha çok etkilenirdim ama bana geçmedi açıkçası. Ortalama bir kitap diyebilirim.

 Psikolojik gerilim olarak bakacak olursam bir kadın olarak tabii ki daha fazla empati ve içselleştirme yapabildim. Yine o da ortalama olarak kaldı :)

Önerir miyim? Daha farklı kitaplara yönlendirebilirim ama elinizde bulunuyorsa çerezlik niyetine okunabilir tabi.