Biyolojik denemeler yapılan bir kuruluştan kaçan biri, kısa süre sonra domino etkisiyle insanların yüzde doksan dokuzunu yok edecek mutasyona uğramış ölümcül bir grip mikrobunu yaymaya başlar. Hayatta kalmayı başaran korku ve şaşkınlık içindeki bir avuç insan kendilerini kurtaracak bir lider arayışı içine girer. Ve iki aday ortaya çıkar... Colorado'da bir halkevi kurmakta ısrar eden 108 yaşındaki hayırsever rahibe Abagail ve kötülükten başka bir şey düşünmeyen, kargaşadan mutlu olan şiddet yanlısı "kötü adam" Randall Flagg...
Yalnızca düşlerde var olabileceğini sandığımız karanlık bir hikâye...
ALINTI
“ Sanki hepsi mutluluk maskeleri takmıştı ama maskenin gerisindeki gerçek yüzleri, canavar yüzleriydi. O tür canavarlara da kurt adam deniyordu. “
“Onların bilmediği pek çok şey biliyordu. Kara Adam’ın ismi Randall Flagg’di. Batıda ona karşı çıkanlar veya sözünü dinlemeyenler ya çarmıha geriliyor ya da bir şekilde aklını kaybederek kaynayan bir kazan olan Ölüm Vadisi’ne başıboş halde salınıyordu.”
" Şu hayatta mucizeler hiç tükenmiyordu. Ama düşününce, bazıları tükeniyordu aslında. "
Efsane bir kitabın yorumu nasıl yazılır bilemiyorum ama deneyeceğim :) Kısaca konusuna değinelim;
Bir kıyamet sonrası destan… ABD ordusunun laboratuvarında geliştirilen“Captain Trips” adı verilen grip virüsü, kazayla sızarak dünyaya yayılır. Virüs %99 oranında öldürücüdür ve nüfusun büyük çoğunluğunu silip süpürür. Sağ kalan azınlığın rüyalarında gördüğü iki güçlü figürün çağrısına kayıtsız kalamaz. O güçlü figür nedir?
Abagail Ana; İnancı, iyiliği ve umudu temsil eden yaşlı bilge bir kadın.
Randall Flagg ; Kaosun, şiddetin ve şeytansı cazibenin vücut bulmuş hali.
Biri Nebraska’da saf bir inanç topluluğu kurarken, diğeri Las Vegas’ta korku ve şiddet üzerine inşa edilmiş bir düzen yaratır. Ve sonunda insanlığın kaderi, bu iki tarafın karşılaşacağı son savaşta belirlenecektir.
King bu eserinde diğer eserlerinde de olduğu gibi birçok konuyu ele almış ve gerçekten ince bir şekilde işlemiş.1216 sayfa evet başlangıçta göz korkutur :) ama dilerseniz günlük planlama yaparak rahatça okunabilir ama bence gerek kalmıyor elinize alınca su gibi akıp giden bir eser kendisi.
Mahşer maalesef bizimde geçmiş yıllarda tecrübe edindiğimiz bir pandemi dönemini anlatan bir konusu mevcut ama önemli farklardan biri 1978 yılında yazılmış olması.
Pandemi adı altına iyilik-kötülük Abagail Ana ve Randall Flagg Tanrı–Şeytan karşıtlığının temsilcileridir aslında, inanç-irade karakterlerin sürekli seçim yapmak zorunda kalmaları insanın kaderini belirleyen şeyin “ özgür irade” olduğunu vurguladığı bölümler, toplumu yeniden oluşturma salgın sonrası hayatta kalanlar, yeni bir düzen kurmaya çalışma sürecinde adalet, demokrasi, liderlik ve kaos arasındaki çatışmayı yansıtması ufak detaylar ile özetleyebiliriz.
King dinsel unsurları eserlerinde vurguladığı bir başka konu. Burada da böyle bir konu üzerinde yansıtmaması düşünülemezdi. Peki bize nasıl bağlantı sunuyor? (Spoiler içerir)
Vahiy’de dört atlıdan biri “Hastalık ve Ölüm”ü taşırken, romanda insanlığı kırıp geçiren Captain Trips virüsü adeta çağımızın ölüm atlısı. Ama burada fark: bu kez felaket Tanrı’nın gazabından değil, insanın kendi kibrinden, yani teknolojik hırsından doğuyor. İyilik ve kötülüğün liderleri de İncil’deki sembollerle birebir örtüşüyor. Abagail Ana , inancı ve tevazuyu temsil eden bir peygamber figürü gibiyken; Randall Flagg, tüm karizması ve kaotik düzeniyle tam bir Deccal. Onun Las Vegas’ta kurduğu sahte cennet, yozlaşmış bir Babil’i andırıyor. Sağ kalanlar rüyalarında iki tarafa çekilir: biri Boulder’da iyiliğin topluluğu, diğeri Las Vegas’ta kötülüğün ordusu. Bu ayrım, Vahiy’de Tanrı’nın halkı ve Şeytan’ın ordusu arasındaki karşıtlığı hatırlatıyor. Romanın doruk noktası olan Las Vegas’taki savaş ise Armageddon’un modern bir yansıması. Flagg’in ordusunun yok oluşu, ilahi müdahaleyi anımsatan bir nükleer patlamayla gerçekleşiyor. Ve tüm bu yıkımın ardından… umut. Frannie’nin doğacak bebeği ve Boulder’da yeniden kurulan toplum, Vahiy’deki Yeni Kudüs’ün simgesi olarak karşımıza çıkıyor. Karanlığın ardından gelen ışık, yıkımın ardından doğan umut…
Son olarak karakterlere de değinecek olursam ana karakterlerin her biri birbirinden muntazamdı.. Nick ve Tom sonradan en sevdiğim karakterlerdendi :)
" Hayat, hiç kimsenin üzerinde uzun süre duramayacağı bir tekerlekti. Ve sonunda daima aynı yere dönerdi... "

