24 Ocak 2025 Cuma

TEK YALNIZ BEN DEĞİLİM- Jean-Louis Fournier

 ARKA KAPAK

“Tek Yalnız Ben Değilim” Jean-Louis Fournier’nin en melankolik, en hüzünlü ve belki de en vurucu anlatılarından biri.

“Yalnız olmaktan bıktım artık, bıktım her geçen gün daha yalnız, daha yaşlı, daha çirkin olmaktan. Bunların başıma geleceğini bilseydim hiç yaşlanmazdım. Yazın en sıcak günleri, boğuluyorum sıcaktan, hükümetin yaptığı sert uyarılara rağmen yakınlarım –artık yakınım değil de uzaktan tanıdıklarım oldular– arayıp yeterli miktarda su içip içmediğimi sormuyorlar. Herkes beni terk etti, on yıl önce karım Sylvie, kısa bir süre önce de küçük kedim Salomé, bir başka deyişle hayatımı sürdürmeme yardımcı olan herkes beni terk etti. Evim artık benim için fazla büyük ve karşı komşularımın panjurları da sürekli kapalı.” Fournier, kara mizahı kaleminden eksik etmeden, mağazada unutulup annesini bekleyen bir çocuğun huzursuz masumiyetiyle anlatıyor yalnızlığını.

ALINTI

"Yalnızlık insanın başına gelecek en kötü şey mi yoksa en iyi şey mi? Bu sorunun yanıtı, yanında olanın kim olduğuna bağlı."

"Başkaları olmadan yaşamak zor, başkalarıyla birlikte yaşamak da zor. Yaşamak hep zor."


YORUM

"Bizi dinleyecek kimse olmadığı için yazı yazıyoruz. Edebiyat olmasaydı, yalnız kaldığında bir insanın neler düşündüğünü hiçbir zaman öğrenemeyecektik."


Jean-Louis Fournier  ile sonunda tanıştım. Aslında tanışma kitabım Otopsim ile olacaktı ama bu kitapla tanışmış olduk. Pişman değilim çünkü bu eseri de kalemine hayran bıraktı açıkçası. Devam kitaplarını okumak için biraz daha heyecanlandım.

Tek Yalnız Ben Değilim isminden de anlaşılacağı üzere 'yalnızlık' ile alakalı duygu, düşüncelerini içeren bir eser. Forunier kısa ama etkileyici bir şekilde eseri sonuna kadar okutuyor. Zaten oldukça kısa bir eser aslında bakacak olursak. Bittikten sonra sindirilmesi gereken konulara da değiniyor. Düşüncelerini çok net bir şekilde iletmesini beğendiğim bir başka noktası.

Kitap ve yazar araştırması yaparken  inceleme yazılarına  göz atarım. Bu kitap için  bir yorum okudum.. o kadar saçma bir şekilde kitabı ve yazarı eleştirmiş ki açıkçası biraz güldüm.. Kitabın eleştirilmesinin ana konusu Fournier 'ın en yalnız insan olarak eleştirmesini ele alıyordu, yalnızlığı çok abartarak ele almış vs vs belki sizde görebilirsiniz o yorumu .. Açıkçası kitabın arka yazısını okumadı hiç araştırma da mı yapmadı ki isminden bile anlaşılıyor. 

Yorum giriş cümlemde belirttiğim alıntı tamda bu yoruma karşılık geldi. Her insanın olaylara verdiği tepkiler, düşünceler farklı olabilir buna açık değilseniz ben bir sorun olarak görüyorum. Kitabı beğenmemiş olabilirsiniz tabii ki bu en doğal hakkınız, hakkımız ama eleştiri yapıyorsanız eleştirdiğiniz noktalarda daha mantık çerçevesinde olması gerektiğini düşünüyorum.. Eğer sizde yalnızlığın kendisine ne hissettirdiğini, duygularını ve düşüncelerinin saçma bulacaksanız bence bu kitaptan uzak durmalısınız. 

Popüler bir yazar ve bazı kitapları da oldukça popüler. Sadece bu eserini okuduğum için genel bir yorum oldu açıkaçsı. Diğer eserlerini okudukça düşüncem de oturacaktır. 


17 Ocak 2025 Cuma

D KOĞUŞU- Freida McFadden

ARKA KAPAK

Tek yapması gereken geceyi atlatmaktı…

Tıp öğrencisi Amy, kilitli psikiyatri ünitesi D Koğuşu’nda gece nöbeti tutmak zorundaydı. Fakat bu izole koğuşta geçireceği gecenin, hayatını kâbusa çevireceğinden habersizdi. Henüz bilmese de unutmak için çok mücadele ettiği geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalacaktı.

Gece başladı. Geri sayım da öyle. Saatler ilerledikçe Amy, bu sıkı güvenlikli kapılarla korunan koğuşta korkunç şeyler olduğunu fark edecekti. Hastalar ve personel geride hiç iz bırakmadan sırra kadem basmaya başladığındaysa ünitedeki herkesin korkunç bir tehlike altında olduğuna şüphesi kalmayacaktı.

Başından beri geceyi D Koğuşu’nda geçirmek istemeyen Amy, artık oradan sağ çıkamayacağına emindi. New York Times’ın 1 numaralı çoksatan yazarı Freida McFadden, gece ışıkları açık bırakmak isteyeceğiniz türde sürükleyici bir kilitli oda gerilimi olan D Koğuşu’yla okurlarının karşısına çıkıyor.


ALINTI

"Tabii ki . En iyi yalan gerçeğe en yakın olandır."


"Hakkında bildiğim bir şey varsa o da istediğini elde etmek için her şeyi yapabileceğiydi."


YORUM

"Tek yapması gereken geceyi atlatmaktı…"

Her bir sayfasında gerilimi ayakta tutan bir kitap okumayalı uzun zaman olmuştu.. D Koğuşu çok iyi geldi gerçekten, çok özlemişim böyle bir eser okumayı.

Tıp öğrencisi olan Amy, psikiyatri ünitesinde bulunan D Koğuşu'nda nöbetçidir. Burada en önemli detay bu ünitenin özel şifrelerle kilit altında tutulması. Amy D Koğuşunda nöbetçi olduğunu öğrendiğinden itibaren asla D Koğuşuna gitmek istememekle birlikte orada geçireceği bir gece hayatını altüst edeceğini biliyordu. 

"Dr. Beck beni dikkatle izliyordu. Bana asla bakılmasını istemediğim şekilde bakıyordu. Hep korktuğum şekilde. Sanki aklımı oynattığımı düşünüyormuş gibi."

Kitap ilk cümlemde de dediğim gibi çok akıcı, bölümlerin tam nokta atışı yerde bitirmesi bir sonraki hamleyi merak ettirmesi heyecanı diri tutan detaylardan. Yazarın kalemiyle ilk tanışma kitabımdı ve yazar favorilerimin favorisi arasına girdi gerçekten de. Diğer eserlerini alıp okumak için oldukça sabırsızlanıyorum.

Ters köşe olduğum çok yer oldu, tahmin edilebilir kısımlarda bile ters köşe edecek ufak detaylar vardı. Sonlara doğru geldiğim zaman gerçekten benimde kendimi sorguladığım kısımlar olmadı dersem büyük yalan olur :)

Benim için hem heyecanlı hem gerici aksiyonu bol bir okuma oldu, çok sevdim açıkçası.



16 Ocak 2025 Perşembe

ATEŞ YOLU - STEPHEN KING

ARKA KAPAK

Hiç düşünmediğimiz bir zamanda ve ne olduğunu anlamadan bir karabasının ortasında başrol oyuncusu olabiliriz ve cinnetin esrarengiz gücü yakaladı mı bir kez, artık kurtuluş yoktur.

Tıpkı Stephen King’in bu romandaki kahramanı gibi...


ALINTI

"Sen kafanı değiştirmedikçe bütün yerler birbirinin aynı olacaktır, Kendini bok gibi hissediyorsan, etrafında gördüğün her şey sana bok gibi gelecektir."


"Zamanı iyi geçirmek nedir? İyi geçen zaman içinde, ne büyük bir neşe, ne büyük bir acı, ne de büyük olan bir şey vardır."


“Şimdi bütün kartlarımı açacağım Bay Dawes,” dedi Fenner.

“Şimdiye kadar edindiğim deneyimlerime göre,bir insan bu lafı söylüyorsa,artık küçük yalanlarla etrafındakileri kandırmak yerine kuyruklu bir yalan söyleyecek demektir.”


YORUM

"Niçin olduğunu bilmiyorum.

Sen de bilmiyorsun.

Büyük olasılıkla Tanrı da bilmiyor.

Bu sadece devlet meselesi, hepsi bu."

King Ateş Yolu eserinde, 1970'lerin Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşanan ekonomik ve sosyal değişimlerinin romanda yarattığı karakterler üzerinden bize endişeyi, kabullenişi ve karamsarlığın bir  hikayesini yansıtıyor. 

Kıng' den beklentiniz korku,  gerilim ise bu eser sizlik değil. Açıkçası normal King okumak isteyenler için de değil :) Hikayenin karakterleri çok derinlikli değil, tahmin edilebilirliği olan karakterler. Olay örgüsünü fena bağlamamış aslında ama okurken biraz zorlayarak okuduğumu dile getirirsem linçlenmem umarım :) 

Benim için ortalamanın altında bir okuma oldu. Çok yorum girmek istemiyordum ama en azından gören olursa beklentisini çok yüksekte tutmadan okuyabilir. 

"...ama insanların ilk seferde her şeyin doğrusunu söylediği sadece kitaplarda görülür."

CAN BORCU- Piraye

 ARKA KAPAK

“Sen kontrol etmeye çalıştın her şeyi deli gibi, şöyle olsun, böyle olsun diye. Sen rekabet ettin ondan, bundan, şundan daha iyi olmak ve öne geçmek için. Sen yaptın her hamleyi öbürü arkada ne halde kaldı, bilmek istemeden. Sen nefessiz bıraktın Lara’yı illa şöyle olacaksın, böyle olacaksın diye. Parlatıyorsun zannederken tüylerini, sen tükettin kendini. Kılıfın güzel göründüğünden kendin de inandın masalına. Ama için tükendi, kurudun kızım. Leş kargası da geldi sana dadandı tabii. O, ‘bakın ben ne kadar iyiyim, güzelim, başarılıyım’ kabuğunun altındaki cansızlık onu çekti. Uyan.”

“Bunları yapmayıp ya ne yapacaktım? Bize öğretilenler bunlar değil miydi?”

“İşte, öğretilenler yanlış Lara. İnsan işlemiyor. Hata veriyor. Hep dünya işlemiyor zannediliyor ama işlemeyen insanlık. İşlemeyerek de bu hale geldi. Ne yapacaktım diyorsun. Cevap çok basit: Kendin olacaktın. Lara olacaktın. Bir şey yapmaya çalışmayacaktın. Lara olacaktın!”

“Lara olmak ne ki?”

Lara’nın hikâyesi, yaşamın beklediği seni keşfetmen, yaşayabilmen ve böylelikle Can Borcu’nu ödeyebilmen için bir davettir. Var mısın?


ALINTI

"Yaşamda boş yoktur. Ya o an gelen hakikaten iyi geliyor ya da sana kötü gibi geliyor ama aslında iyileştirmek için geliyor."

"Karşıda tetiklendiğin, yani yargıladığın ve içinde tepki oluşturan her şey aslında kurtulman gereken, senin gerçek dışı bir inancını sana gösterir. Bu yüzden esas sorunun cevabı, zihninin içini bilmek istiyorsan, yargılarına bak. "

"Kendine seçtiğini yaşatabilirsin. Çünkü inandığın düşünce neyse onu yaşıyorsun ve o da senin yaşamının gerçekliği oluyor. Gerçek bu: ben neye inanıyorsam kendime onu yaşatırım. Kimse burada bana bir şey yaşatamaz."



  YORUM

"Yaşamak, yaşamdan beklentisi olanlar için bir mesele. Benim yok. Hiçbir şeyim yok."


Yazardan okuduğum ilk eser Can Borcu oldu. Seyir eserini çok duymuştum ama alıp okumak kısmet olmamıştı. 

Can Borcu eseri tamamen gelişim ile alakalı bir temel üzerine yazılmış bir eser. Okuduğum dönemden kaynaklı beni çok etkileyen ve inancımı tazeleyen bir eser oldu.

Hayat,  düz bir çizgide ilerleyen bir canlılığı yok bazen yukarı bazen aşağı. Can Borcu olaylara karşı verdiğimiz tepkiler, düşünceler, eylemlerin bizi nerelere götüreceğini veya götürmeyeceğini tekrar hatırlatan bir eser oldu bana. 

Genellikle mutluluktan ziyade üzüntülerden çıkardığımız dersler daha fazla olur. İyiden de ders çıkartırız ama genellikle iz bırakan kötülerden öğrendiğimiz derslerdir. Düştüğümüz zaman verdiğimiz tepkiler ayağa kalktığımız dönemi öyle bir etkiler ki nasıl olduğunu bir türlü anlamlandıramayız. Ayağa kalkana kadar verdiğimiz çaba, emek veya boş vermişlik ki genelde de boş vermek en kolayıdır o dipte genellikle kolaya kaçmak en doğrusu gibi gözükür, çünkü neden olmasın.

"Her bir işlemeyen insanın nedenini, niçin ve nasılını görebildiğinde de kendini biraz daha bağlayabiliyorsun. Hepsi zannedenler üzerine kurulmuş yaşamlar. Ama ben artık gerçekte yaşamak istiyorum biliyorum daha fersah fersah yolum var ama en azından gayret etmeyi seçiyorum."

Seçim kararlarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha iyi anladığım bir okuma oldu. Bildiğim bir çok şey olmasına rağmen arkadan bir destek verilmesi ve bu desteğin  zamanında gelmesi benim için yeri anlamlı. Konu bakımından güzel bir kurgu ile ana mesajı güzel yansıtmış açıkçası kalemi ve akıcılığını sevdim. 


“Hoşça bak kendine ki kainatın özüsün sen, bütün yaratıkların gözbebeği olan insansın sen.”

3 Ocak 2025 Cuma

SÖYLEME BİLMESİNLER - Şermin Yaşar


 ARKA KAPAK

“Yalansızız artık. Hâlâ birkaç sırrımız var. Ama yalansızız.”

Evlenip aynı çatı altında yaşıyorlar diye karı koca olur mu insanlar?

Aynı ana babadan oldular diye birbirlerine sahiden kardeş olur mu çocuklar?

Yıllar kalbini dağlasa da içlerindeki o kor söner mi âşıkların?

Her şeyi aşikâr olanların sakladıkları sırlar daha mı çoktur?

Şermin Yaşar, Söyleme Bilmesinler’de, kalabalık bir ailenin ilk bakışta sıkı örülmüş gibi görünen nakışlarını ilmek ilmek çözüyor. Hem de roman kahramanlarına ayrı ayrı söz hakkı vererek yapıyor bunu. “Herkesin hikâyesini dinledin. Haydi, şimdi sen anlat: Aslında ne oldu, nasıl oldu?” diyor adeta. Karakterleri konuştukça çözülen bir sırlar yumağı, Söyleme Bilmesinler. Yumak çözüldükçe iplerin uçları nerelerden çıkmıyor ki…

Aile bağları nasıl düğümler atar insanların yazgısına? Anne babaların, çocukların omuzlarına yükledikleri onlara neler yapar? Hayatlarımıza vicdan azabı gibi oturanlar bir gün yerinden kalkar mı? Yanı başınızdaki o sıradan evlerde aslında neler yaşanır? Romanda bunların cevaplarını okurken acı bir gülümseme, hatta katran karası bir gülümseme belirecek yüzünüzde. Yazar, avuç içlerinden yazgılarını okumuyor insanlarının; kalplerinin kıvrımlarındaki sırları cesaretle döküyor kâğıda. Gülümsemenin acı yanını bilenler, göründüğü gibi olmayanla ve bir şeyin iç yüzüyle hesaplaşmaya cesareti olanlar için...


ALINTI

"Sessizlik gürültüden çok daha ağır bir şey."

"Ne istediğimi bilmiyordum. O kadar unutmuşum kendimi."


YORUM

"Ulan yaşamak ayrı dert, yaşadığını anlatamamak ayrı dert. Anlatsan, seni anlayacakları bile şüpheli, Sadece bu yetmez mi insana?”

Hayat ne garip değil mi? Biri var bir başkasının  hayatını değiştirebilecek kelimeleri, cümleleri,  gerçekleri var lakin kendi doğrusuna göre hareket edip ya sessiz kalarak ya da gerçeği çarpıtarak bir hayatı anlamsızlaştırabiliyor hatta mahvedebiliyor.. Bazen sessiz kalmak çok doğruymuş gibi gelir. Gerçeği benden öğrenmesin hayatını mahveden ben olmayayım bir başkası alsın bu yükü benden diye düşünürüz. Peki ya öteki gerçek? 

Söyleme Bilmesinler bir ailenin aslında sessiz kalarak, doğrusu oymuş gibi devam ettirmeleri sonucunda gelişen bir travmanın yaşantısını bize anlatıyor. Yapılan hatalar, söylenen korkunç söyler, söylenmeyen daha korkunç şeyler. 

Ben bilmemekten çok korkarım, kötü de olsa bilmek isterim sonuçlarını önceden hesaplamam, çözmem veya alışmam için önceden bilip öyle hareket etmek bana kendimi daha güvende hissettirir. Bu tabii ki her olay için gerçekleşmesi mümkün değil. Hayat böyledir ama sen ne kadar kendini güvene almak istersen sana sanki daha da zorlaştırır.. Birçok insan için böyledir aslında. Bilmemek, hayatının eksik parçalarını bir türlü oturtamamak dünyanın en kötü olayıdır aslında. Yarım hisseden birisi ne yaparsa yapsın bir şeyleri tam yapsa bile yarım, eksik yapmış gibi hisseder. Oturmayan bir şeyler vardır çünkü.  O eksik parçalar belki zamanı gelince belki de hiçbir zaman oturmaz. 

Eser boyunca herkes kendince haklıydı, herkesin kendi hayatında sorunlar vardı, çözülemeyen sıkıntılar, zorlayan güzelikler ama hep bir şeyleri eksikti. Mesela herkesin en büyük eksiği kimse dürüst değildi, kendini anlatmıyordu hep kendi bakış açılarıyla görüp konuşuyor, hep isyan ediyordu. Kimse çıkıp da beni niye yargılıyorlar da demiyordu. Kendilerini herkes anlasın istiyordu ama sessizce.

Bir şeyler olsun istiyorsan ilk adımı kendin atacaksın yoksa olmuyor. 

"Kendimin içinden çıkıp gidemiyorum. Bedenim ruhumun betonu gibi, çık içinden çıkabilirsen."