10 Ocak 2026 Cumartesi

HUZURSUZLUĞUN KİTABI - Fernando Pessoa

 ARKA KAPAK

Fernando Pessoa 1935’te öldüğü zaman, sandığındaki eserlerinin sayısı tahmin bile edilemezdi. Onun elinden çıkmış şiirlerin, yazıların altında genellikle başka imzalar vardı. Üstelik bu isimler yalnızca birer takma ad değil, öyküsü, geçmişi, yazgısı, dünya görüşü farklı kişiliklerdi.

Pessoa’nın ölümünden sonra elyazmaları derlenmeye başlandığı zaman bitmemiş eserler de bulundu içlerinde. Bernardo Soares imzalı Huzursuzluğun Kitabı da bunlardan biriydi. Tarihten, mitolojiden, edebiyattan, ruhbilimden haberdar bir XX. yüzyıl insanının gerçekliği yadsıyışının, kendini hayallere hapsedişinin güncesiydi bu. Gündüzleri bir mağazada çalışan, geceleri yalnızlığını yağmurun sesinde, ayak seslerinde duyumsayan bir Lizbonluydu Bernardo Soares ya da Fernando Pessoa.

Bugün sadece Portekiz edebiyatının değil tüm dünyanın en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen Huzursuzluğun Kitabı’ndaki her metin, kırık bir aynanın, gerçekliğin bir yanını yansıtan ve sonsuzca çoğaltan bir parçası...


ALINTI


"..bugün çektiğiniz acının acısını yarın çekeceğinizi şimdiden size muştulayan acı - ne büyük bir açmaz bu, hem yararsız, hem bir o kadar sahte, ne büyük bir açmaz.."


Yaşamayı bilmeden yaşayan bizlere [benim ender benzerlerime ve bana ], her şeyi reddetmekten başka hayat tarzı, dünyayı seyretmekten başka yazgı kalıyor muydu?


"Var olan tek sır, bir sır olduğunu düşünen insanların olmasıdır." demişti..


YORUM

" - ya aklımın tiksindiği düşleri seçeceğim ya da duyularımı dehşete düşüren eylemi; .."

*

Pessoa’nın huzursuzluğu, dış dünyaya duyulan bir öfkeden çok, iç dünyaya duyulan bir yorgunluk. Düşünmekten yorulmuş bir zihinle yazılmış bu satırlar, biz okurların zihnini de yavaş yavaş yoracağını düşünebiliriz çok haksız bir düşünce de değildir ama bu yorgunluk rahatsız edici değil; aksine tanıdık. Sanki uzun zamandır bastırdığın bir hissin nihayet adını koymuş biri var karşında. Eseri okurken yazarla bir bütün hale geldiğiniz o kadar çok an olacak ki..

Kitap boyunca Pessoa mutlu olmaya çalışmıyor, umut vermeye de çalışmıyor. O, sadece olanı olduğu gibi kabul ediyor. Hayatın sıradanlığını, insan ilişkilerinin yüzeyselliğini, mutluluğun geçiciliğini… Ve belki de en çarpıcısı: insanın kendine bile yabancı oluşunu.

Cümleler bazen dağınık bir iç monolog, bazen de uykuyla uyanıklık arasındaki düşünceler gibi. Bir oturuşta biten kitaplardan değil, bazı cümleler okunmuyor; insanın içine işleyerek yazıldığından. Huzursuzluğun Kitabı, kendini yalnız hissedenlere arkadaş olmak için yazılmamış. Tam tersine, yalnızlığını sana daha net göstermek için yazılmış. Pessoa tüm kitap boyunca “Bak, bu his sadece sana ait değil.”

Huzursuzluğun Kitabı,  beni kandırmadı. Belki de bazı kitapların yapması gereken tek şey budur.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder