4 Mayıs 2026 Pazartesi

SONRA GÖZLER GÖRÜR / Hikmet Hükümenoğlu

 ARKA KAPAK

İstanbul’daki hayatı dağılan ünlü gazeteci Ezgi Sezgin, oğlu Batu’yla birlikte, çocukluğunu geçirdiği Yenikent’e döner. Yeni bir başlangıç umuduyla çıktıkları bu yol, henüz taşınır taşınmaz onları beklenmedik olayların ortasına sürükler.

Ezgi Sezgin, yeni işine adım atar atmaz kendisini hem şehrin nabzını hızlandıran bir cinayetin hem de yıllar önce ardında bıraktığı ilişkilerin ve yarım kalmış hesapların merkezinde bulur. Tanıdığı, tanıştığı yüzlerden her biri, onu başka bir soruya, başka bir ihtimale götürür. Geçmişiyle bugünü iç içe geçmişken, yalnızca şehirde olup bitenlerle değil, kendi hayatında görmekten kaçtığı şeylerle de yüzleşmeye başlar.

Hikmet Hükümenoğlu, soğuk bir sahil kentinde gerilimi yüksek, derinlikli bir hikâyenin peşinden sürüklüyor okuru. Sonra Gözler Görür, yeniden başlamakla gerçekten görmek arasındaki o ince çizgide ilerleyen bir polisiye roman.

“Doğup büyüdüğü ve gençliğinde daralıp arkasına bakmadan kaçtığı Yenikent, yokluğunda neredeyse hiç değişmemişti. Bu ufacık şehirde zaman İstanbul’a kıyasla hâlâ yavaş akıyordu. Atmosferi oluşturan moleküller normalden daha ağırdı sanki ya da yerçekimi daha güçlüydü ve gözle görünmeyen bir kütle insanın sırtına çöküp hareketlerini yavaşlatıyordu.”


ALINTI


"Bir şey diyeyim mi? Topunuzdan nefret ediyorum, işinize gelince kadınların koruyucu meleği kesiliyorsunuz, büyük büyük laflar edip caka satıyorsunuz ama duyduklarınız hoşunuza gitmezse hemen yan çiziyorsunuz."

"Bir insanı ne kadar tanıyabilirsin? En yakınındaki insanı bile, örneğin yirmi yıllık komşunu, çocukluk arkadaşını, nikahlı eşini ya da aşktan gözünü kör eden sevgilini."

“ Duygusal gelişimi üç yaşında sona ermiş bir erkeğin hisleri incinmesin diye bu saçma sapan tavırlara göz yumamazdı. ”


YORUM

“Unutmayınız; adalet denilen hassas yapı, kulaktan dolma dedikoduların değil somut gerçeklerin üzerine inşa edilirse ayakta durabilir."

İnsanın geçmişiyle, kendisiyle ve görmezden geldiği gerçeklerle yüzleşmesini anlattığı güçlü bir roman okumak isteyenleri şöyle alalım.

 Sonra Gözler Görür, hayatında bir takım değişiklik yaşayan gazeteci Ezgi Sezgin’in, oğlu Batu ile birlikte çocukluğunu geçirdiği Yenikent’e dönmesiyle hikayemiz başlıyor. İstanbul’daki düzeni dağılan Ezgi için bu dönüş bir kaçış gibi görünse de, aslında geçmişle yüzleşmenin başlangıcıdır.

Yenikent, dışarıdan sakin ve küçük bir kasaba gibi görünse de, içinde bastırılmış sırlar ve çözülmemiş meseleler barındırmaktadır. Ezgi, kasabaya döndükten kısa bir süre sonra kendisini bir cinayet olayının içinde bulur. Bu olay, sadece bir suçun araştırılması değil, aynı zamanda kasabanın karanlık yüzünün ortaya çıkmasına neden olur. 

Ezgi, mesleğine aşık, dürüst bir gazetecilik refleksiyle olayın peşine düştükçe, karşısına çıkan bilgiler onu hem kasabanın hem de kendi geçmişinin derinliklerine doğru sürükler. Her yeni detay, görünen ile gerçek arasındaki farkı biraz daha belirgin hale getirir.

Sayfalar ilerledikçe, Yenikent’teki insanların birbirleriyle olan ilişkileri, güç dengeleri ve saklanan gerçekler gün yüzüne çıkmaya başlar. Ezgi yalnızca bir cinayeti çözmeye çalışmaz; aynı zamanda insanların neden sustuğunu, neleri görmezden geldiğini ve gerçeğin nasıl örtüldüğünü de anlamaya çalışır. Bu yönüyle, bireysel hikâyeler, toplumsal yapıyla iç içe geçer.

Yazarın dili akıcı, sade ve merak duygusunu sürekli canlı tutan bir yapıya sahip. Yormayan ama aynı zamanda yüzeyde kalmayan bir anlatım mevcut. Bununla birlikte bazı bölümlerde detaylı anlatım, polisiye kısmı  için biraz durağan kalabilir. Bu anlatım da aslında bilinçli bir tercihi gibi duruyor; yazar olay örgüsünü sadece ne olacak? sorusu üzerine kurmak yerine, karakterlerin iç dünyasını, geçmişlerini ve psikolojik kırılmalarını derinleştiren bir araç olarak kullanıyor.

Yalnızca gizem çözmekten keyif alanlar değil, aynı zamanda karakterlerin iç yolculuğunu ve arka plandaki sosyal dinamikleri de okumak isteyenler için tavsiyemdir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder