17 Şubat 2025 Pazartesi

HİZMETÇİ - Freida McFadden

ARKA KAPAK

Nina Winchester zarif, manikürlü eliyle elimi sıkarak, “Aileye hoş geldin,” dedi. Kibarca gülümseyip mermer hole göz gezdirdim. Burada çalışmak, yeni bir başlangıç yapmak için son şansımdı. İstediğim kılığa bürünebilirdim. Ama çok geçmeden Winchesterların sırlarının benimkinden çok daha karanlık olduğunu öğrenecektim. Her gün Winchesterların evini baştan sona temizliyor, kızlarını okuldan alıyordum. Onlara leziz yemekler yapıyor, sonra en üst kattaki odama çıkıp yemeğimi tek başıma yiyordum. Nina’nın sırf beni temizlik yaparken izlemek için evi dağıtıp durmasına, kendi kızı hakkında tuhaf yalanlar söylemesine ve kocası Andrew’un her gün biraz daha çökmesine aldırış etmemeye çalışıyordum... Ama Andrew’un keder dolu kahverengi gözlerine baktıkça Nina’nın yerinde olmanın nasıl bir şey olacağını düşünmeden edemiyordum. Elbise dolabı, lüks arabası, mükemmel kocası…


ALINTI

"Oysa ben hayatımda temiz bir sayfa açmak istiyordum."

"İnsan hayatında bir kere hata yaptıysa bir daha kimse ona güvenmezdi."

"Onun için ne kadar paha içilmez olursam gerçeği öğrendiğinde -ya da öğrenirse- beni kovması o kadar zor olurdu."


YORUM

Ana karakterimiz Millie, geçmişte yaptığı hatalar ve yaşamış olduğu travmalar nedeniyle zor bir dönemden geçmektedir. Bir süre hapiste kalan Millie, şartlı serbest kaldıktan sonra kendine bir iş aramaya başlar. Bulduğu birkaç iş onun hayatına zorluk çıkaracaktır. Hiç beklemediği ama oldukça iyi bir fırsat olan hizmetçi ilanıyla şansını dener.  Zengin bir ailenin evinde hizmetçi olarak hayatını şekillendirmeye çalışan Millie'nin beklenmedik olaylar karşısında neler yapacağını merakla bekliyoruz.

"Bu odada, midemin derinliklerinde korku kıvılcımları çakmasına neden olan bir şey vardı."

Evdeki atmosferin doğal ve normal olmadığını çok geçmeden fark eder. Millie, içinde bulunduğu durumdan kurtulmaya çalışırken, Andrew'in  ona karşı olan tavırları ve evdeki gizli olaylar onu oldukça zora sokacaktır.

Kitap, gerilimli bir atmosferde, güven ve ihanet temaları çerçevesinde oldukça iyi şekilde kurgulanmış. McFadden'in kalemine hayran olmamak elde değil.. Eser sürekliliği koruyacak bir merak içinde yazılmış olup, beklenmedik olaylar, ters köşe yapacak gelişmeler ve karakterlerin gizli sırları, kitabı elinizden bırakamayacağınız nedenlerden birkaçı. 

"Hizmetçi", gerilim, gizem ve psikolojik olarak aradığınız bir kitap..


"Fırsatım varken kaçmalıydım ama artık o fırsatı kaçırmıştım."

12 Şubat 2025 Çarşamba

BİR KAYIP DAHA - Gillian McAllister

ARKA KAPAK

Reese’s Book Club Seçkisi ve New York Times çoksatanı Yanlış Yer Yanlış Zaman kitabının yazarından bir kayıp vakasının bir dedektifi imkânsız seçimler yapmaya sürükleyen derin, karanlık sırları gün yüzüne çıkardığı, yürek hoplatan bir gerilim daha. 

22 yaşındaki Olivia yirmi dört saattir kayıptır ve hâlâ bulunamamıştır. En son güvenlik kamerasında bir çıkmaz sokağa girerken görülmüş, bir daha o sokaktan çıkmamıştır. Olivia’yı arama çalışmalarını yürüten dedektif Julia neyle karşı karşıya olduğunu bildiğini sanmaktadır. Çaresiz bir aile, hızla daralan zaman ve kocasıyla kızından ayrı geçireceği uzun saatler. Fakat bu vakanın onu can evinden vuracağından haberi bile yoktur. Kayıp vakasının merkezindeki suçlu, bir silahla Julia’nın karşısına dikilir. Ancak bu silah tabanca ya da bıçak değil, bir sırdır. Julia’nın en karanlık sırrı. Dahası ailesinin güvenliği tek bir şeye bağlıdır: Julia, Olivia’nın başına ne geldiğini BULMAMALI ve cinayeti bir başkasının üzerine yıkmalıdır. Zira onu bulursa her şeyini kaybedecektir. Siz olsaydınız ne yapardınız?

Aile ve annelik kavramlarına ışık tutan bu zekice kurgulanmış, ters köşelerle dolu gerilim romanı, Gillian McAllister’ı, gerilim dünyasının önemli bir yeteneği ve doğru ile yanlış arasındaki ayrımın ne kadar bulanık olabileceğini gösteren etik ikilemler yaratma ustası olarak takdim etmektedir.


ALINTI

"Her şey, her şey ama her şey kitabına uygun yapılmalı. Bu onun diğer düsturu. Suçlu biri Julia'nın yaptığı bir hata yüzünden serbest kalamaz. Masum biri de onun yüzünden hüküm giyemez."


"Ne kadar kötü olsa da kimse bir şeyi öğrendiği için pişmanlık duymaz. Hayattaki en kötü şey kandırılmak."


YORUM

Öncelikle yoruma başlamadan önce eğer polisiye, gerilim türlerine yeni başladıysanız yorumu okumaya devam edebilirsiniz ama bu türlerde çok fazla eser okuduysanız okumanıza gerek yok :)

Gelelim yoruma .. Yazarla ilk tanışma kitabım son sözden anladığım kadarıyla sekiz eseri daha var ama maalesef çok düşük bir ihtimalle bir başka eserini okurum. 

Kurgusal açıdan güzel düşünülmüş bir senaryoya sahip ama bize yansıtma şekli oldukça zayıf hissettirdi. Kalemini sevemedim açıkçası. Sadece kalemi de değil oluşturduğu karakterlerde de bir soğukluk var. İçselleştirebildiğim bir kitap olmadı. Çok yüzeysel kaldığını düşünüyorum. Ama yeni başlayanlar için düşükte olsa önerebileceğim bir eser. 

Karakter hakkında konuşacak olursam oldukça garip bir dedektifle karşı karşıyayız. Polisiye eserlerinde etik, ahlak değerler çok fazla göz önünde bulunan unsurlardır. Dedektifin hal ve hareketleri olaya karşı duruşu vs önemli rol oynar. Bu eserde de bunun üzerine durulmuş lakin ele alma şeklinden ve karakterleri çok yüzeysel bıraktığı için bu konu bile askıda kalmış gibi hissettirdi. Karakterler de bu yüzden bağ kuramadım.

Okunur mu evet okunur ama dediğim gibi yeni başladıysanız ortama adapte olabilmek adına okunabilir. Ama vakit kaybı yaşamak istemiyorsanız yanından bile geçmeyin derim. 







1 Şubat 2025 Cumartesi

ÇAĞRI (The Dead Zone) / Stephen King

 ARKA KAPAK

John Smith paten kaymayı seven sıradan bir çocuktur. Bir gün paten sahasında geçirdiği küçük bir kaza hafif bir beyin sarsıntısına neden olur. John bu olayın üzerinde durmaz ve olağan yaşamına devam eder. Ama artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Farkında olmadığı bazı değişiklikler olmuş, önsezileri ve bazı duyuları gelişmiştir.


Yıllar sonra John bir kaza daha geçirir ve yaşamındaki bazı ayrıntılar belirginleşme başlar. Artık kimsenin duymadığı, bilmediği ve hissetmediği her şey onunla arkadaş olmuştur.


ALINTI 

".. postun içindeki çocuk gülüyordur, ama aynı zamanda hırlayıp ısırmasını da bilir.. "

"İçinde oldun mu bir türlü göremediğin durumlar gibiydi, sanki senin bir parçanmış gibi."


YORUM

"Bazı şeyler hiç görülmezse, yitirilmiş olan bazı şeyler hiç bulunmazsa çok daha iyi olur."


John Smith paten kaymayı seven sıradan bir çocuktur. Bir gün paten sahasında geçirdiği küçük bir kaza hafif bir beyin sarsıntısına neden olur. John bu olayın üzerinde durmaz ve olağan yaşamına devam eder. Ama artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Farkında olmadığı bazı değişiklikler olmuş, önsezileri ve bazı duyuları gelişmiştir.

 Johnny’nin, geleceği görme yeteneği, hem kendisi hem de çevresi için hem bir armağan hem de bir lanet haline gelir. King bu eserinde  Johnny'in öngörü  kullanarak yaptığı seçimlerin ve toplumdaki kötülükleri ortaya çıkarma çabalarının ne kadar karmaşık ve tehlikeli olabileceğini inceliyor. King, bu fantastik öğeyi, karakterin içsel çatışmalarıyla ve onu çevreleyen toplumun ahlaki ikilemleriyle başarılı şekilde ele alıyor.

Çağrı eseri  korku öğelerinden daha çok, insan psikolojisi ve kader gibi büyük temalar üzerinde yoğunlaşıyor. Özellikle Johnny’nin güçlerini, iyi ya da kötü şekilde kullanma sorunu, karakterin hem ahlaki hem de duygusal olarak büyük bir yük altına girmesine neden oluyor. Ayrıca, kitabın tekinsiz atmosferi, karakterlerin içsel çatışmalarıyla birleşince enfes bir okuma deneyimi yaşatıyor. King'in dilinin akıcı olması ve karakterlerin çok boyutlu yapısı, kalemine tekrar hayran bırakıyor. Çağrı, duygusal yoğunluğu yüksek, düşündüren hikaye arayanlar için tavsiye edebileceğim bir eser oldu.


"Buna bir medyum sezgisi denebilir mi Johnny? Johnny, 'Ben buna bir çağrı derim, ' diye karşılık verdi."

Kitapla kalın..


24 Ocak 2025 Cuma

TEK YALNIZ BEN DEĞİLİM- Jean-Louis Fournier

 ARKA KAPAK

“Tek Yalnız Ben Değilim” Jean-Louis Fournier’nin en melankolik, en hüzünlü ve belki de en vurucu anlatılarından biri.

“Yalnız olmaktan bıktım artık, bıktım her geçen gün daha yalnız, daha yaşlı, daha çirkin olmaktan. Bunların başıma geleceğini bilseydim hiç yaşlanmazdım. Yazın en sıcak günleri, boğuluyorum sıcaktan, hükümetin yaptığı sert uyarılara rağmen yakınlarım –artık yakınım değil de uzaktan tanıdıklarım oldular– arayıp yeterli miktarda su içip içmediğimi sormuyorlar. Herkes beni terk etti, on yıl önce karım Sylvie, kısa bir süre önce de küçük kedim Salomé, bir başka deyişle hayatımı sürdürmeme yardımcı olan herkes beni terk etti. Evim artık benim için fazla büyük ve karşı komşularımın panjurları da sürekli kapalı.” Fournier, kara mizahı kaleminden eksik etmeden, mağazada unutulup annesini bekleyen bir çocuğun huzursuz masumiyetiyle anlatıyor yalnızlığını.

ALINTI

"Yalnızlık insanın başına gelecek en kötü şey mi yoksa en iyi şey mi? Bu sorunun yanıtı, yanında olanın kim olduğuna bağlı."

"Başkaları olmadan yaşamak zor, başkalarıyla birlikte yaşamak da zor. Yaşamak hep zor."


YORUM

"Bizi dinleyecek kimse olmadığı için yazı yazıyoruz. Edebiyat olmasaydı, yalnız kaldığında bir insanın neler düşündüğünü hiçbir zaman öğrenemeyecektik."


Jean-Louis Fournier  ile sonunda tanıştım. Aslında tanışma kitabım Otopsim ile olacaktı ama bu kitapla tanışmış olduk. Pişman değilim çünkü bu eseri de kalemine hayran bıraktı açıkçası. Devam kitaplarını okumak için biraz daha heyecanlandım.

Tek Yalnız Ben Değilim isminden de anlaşılacağı üzere 'yalnızlık' ile alakalı duygu, düşüncelerini içeren bir eser. Forunier kısa ama etkileyici bir şekilde eseri sonuna kadar okutuyor. Zaten oldukça kısa bir eser aslında bakacak olursak. Bittikten sonra sindirilmesi gereken konulara da değiniyor. Düşüncelerini çok net bir şekilde iletmesini beğendiğim bir başka noktası.

Kitap ve yazar araştırması yaparken  inceleme yazılarına  göz atarım. Bu kitap için  bir yorum okudum.. o kadar saçma bir şekilde kitabı ve yazarı eleştirmiş ki açıkçası biraz güldüm.. Kitabın eleştirilmesinin ana konusu Fournier 'ın en yalnız insan olarak eleştirmesini ele alıyordu, yalnızlığı çok abartarak ele almış vs vs belki sizde görebilirsiniz o yorumu .. Açıkçası kitabın arka yazısını okumadı hiç araştırma da mı yapmadı ki isminden bile anlaşılıyor. 

Yorum giriş cümlemde belirttiğim alıntı tamda bu yoruma karşılık geldi. Her insanın olaylara verdiği tepkiler, düşünceler farklı olabilir buna açık değilseniz ben bir sorun olarak görüyorum. Kitabı beğenmemiş olabilirsiniz tabii ki bu en doğal hakkınız, hakkımız ama eleştiri yapıyorsanız eleştirdiğiniz noktalarda daha mantık çerçevesinde olması gerektiğini düşünüyorum.. Eğer sizde yalnızlığın kendisine ne hissettirdiğini, duygularını ve düşüncelerinin saçma bulacaksanız bence bu kitaptan uzak durmalısınız. 

Popüler bir yazar ve bazı kitapları da oldukça popüler. Sadece bu eserini okuduğum için genel bir yorum oldu açıkaçsı. Diğer eserlerini okudukça düşüncem de oturacaktır. 


17 Ocak 2025 Cuma

D KOĞUŞU- Freida McFadden

ARKA KAPAK

Tek yapması gereken geceyi atlatmaktı…

Tıp öğrencisi Amy, kilitli psikiyatri ünitesi D Koğuşu’nda gece nöbeti tutmak zorundaydı. Fakat bu izole koğuşta geçireceği gecenin, hayatını kâbusa çevireceğinden habersizdi. Henüz bilmese de unutmak için çok mücadele ettiği geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalacaktı.

Gece başladı. Geri sayım da öyle. Saatler ilerledikçe Amy, bu sıkı güvenlikli kapılarla korunan koğuşta korkunç şeyler olduğunu fark edecekti. Hastalar ve personel geride hiç iz bırakmadan sırra kadem basmaya başladığındaysa ünitedeki herkesin korkunç bir tehlike altında olduğuna şüphesi kalmayacaktı.

Başından beri geceyi D Koğuşu’nda geçirmek istemeyen Amy, artık oradan sağ çıkamayacağına emindi. New York Times’ın 1 numaralı çoksatan yazarı Freida McFadden, gece ışıkları açık bırakmak isteyeceğiniz türde sürükleyici bir kilitli oda gerilimi olan D Koğuşu’yla okurlarının karşısına çıkıyor.


ALINTI

"Tabii ki . En iyi yalan gerçeğe en yakın olandır."


"Hakkında bildiğim bir şey varsa o da istediğini elde etmek için her şeyi yapabileceğiydi."


YORUM

"Tek yapması gereken geceyi atlatmaktı…"

Her bir sayfasında gerilimi ayakta tutan bir kitap okumayalı uzun zaman olmuştu.. D Koğuşu çok iyi geldi gerçekten, çok özlemişim böyle bir eser okumayı.

Tıp öğrencisi olan Amy, psikiyatri ünitesinde bulunan D Koğuşu'nda nöbetçidir. Burada en önemli detay bu ünitenin özel şifrelerle kilit altında tutulması. Amy D Koğuşunda nöbetçi olduğunu öğrendiğinden itibaren asla D Koğuşuna gitmek istememekle birlikte orada geçireceği bir gece hayatını altüst edeceğini biliyordu. 

"Dr. Beck beni dikkatle izliyordu. Bana asla bakılmasını istemediğim şekilde bakıyordu. Hep korktuğum şekilde. Sanki aklımı oynattığımı düşünüyormuş gibi."

Kitap ilk cümlemde de dediğim gibi çok akıcı, bölümlerin tam nokta atışı yerde bitirmesi bir sonraki hamleyi merak ettirmesi heyecanı diri tutan detaylardan. Yazarın kalemiyle ilk tanışma kitabımdı ve yazar favorilerimin favorisi arasına girdi gerçekten de. Diğer eserlerini alıp okumak için oldukça sabırsızlanıyorum.

Ters köşe olduğum çok yer oldu, tahmin edilebilir kısımlarda bile ters köşe edecek ufak detaylar vardı. Sonlara doğru geldiğim zaman gerçekten benimde kendimi sorguladığım kısımlar olmadı dersem büyük yalan olur :)

Benim için hem heyecanlı hem gerici aksiyonu bol bir okuma oldu, çok sevdim açıkçası.



16 Ocak 2025 Perşembe

ATEŞ YOLU - STEPHEN KING

ARKA KAPAK

Hiç düşünmediğimiz bir zamanda ve ne olduğunu anlamadan bir karabasının ortasında başrol oyuncusu olabiliriz ve cinnetin esrarengiz gücü yakaladı mı bir kez, artık kurtuluş yoktur.

Tıpkı Stephen King’in bu romandaki kahramanı gibi...


ALINTI

"Sen kafanı değiştirmedikçe bütün yerler birbirinin aynı olacaktır, Kendini bok gibi hissediyorsan, etrafında gördüğün her şey sana bok gibi gelecektir."


"Zamanı iyi geçirmek nedir? İyi geçen zaman içinde, ne büyük bir neşe, ne büyük bir acı, ne de büyük olan bir şey vardır."


“Şimdi bütün kartlarımı açacağım Bay Dawes,” dedi Fenner.

“Şimdiye kadar edindiğim deneyimlerime göre,bir insan bu lafı söylüyorsa,artık küçük yalanlarla etrafındakileri kandırmak yerine kuyruklu bir yalan söyleyecek demektir.”


YORUM

"Niçin olduğunu bilmiyorum.

Sen de bilmiyorsun.

Büyük olasılıkla Tanrı da bilmiyor.

Bu sadece devlet meselesi, hepsi bu."

King Ateş Yolu eserinde, 1970'lerin Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşanan ekonomik ve sosyal değişimlerinin romanda yarattığı karakterler üzerinden bize endişeyi, kabullenişi ve karamsarlığın bir  hikayesini yansıtıyor. 

Kıng' den beklentiniz korku,  gerilim ise bu eser sizlik değil. Açıkçası normal King okumak isteyenler için de değil :) Hikayenin karakterleri çok derinlikli değil, tahmin edilebilirliği olan karakterler. Olay örgüsünü fena bağlamamış aslında ama okurken biraz zorlayarak okuduğumu dile getirirsem linçlenmem umarım :) 

Benim için ortalamanın altında bir okuma oldu. Çok yorum girmek istemiyordum ama en azından gören olursa beklentisini çok yüksekte tutmadan okuyabilir. 

"...ama insanların ilk seferde her şeyin doğrusunu söylediği sadece kitaplarda görülür."

CAN BORCU- Piraye

 ARKA KAPAK

“Sen kontrol etmeye çalıştın her şeyi deli gibi, şöyle olsun, böyle olsun diye. Sen rekabet ettin ondan, bundan, şundan daha iyi olmak ve öne geçmek için. Sen yaptın her hamleyi öbürü arkada ne halde kaldı, bilmek istemeden. Sen nefessiz bıraktın Lara’yı illa şöyle olacaksın, böyle olacaksın diye. Parlatıyorsun zannederken tüylerini, sen tükettin kendini. Kılıfın güzel göründüğünden kendin de inandın masalına. Ama için tükendi, kurudun kızım. Leş kargası da geldi sana dadandı tabii. O, ‘bakın ben ne kadar iyiyim, güzelim, başarılıyım’ kabuğunun altındaki cansızlık onu çekti. Uyan.”

“Bunları yapmayıp ya ne yapacaktım? Bize öğretilenler bunlar değil miydi?”

“İşte, öğretilenler yanlış Lara. İnsan işlemiyor. Hata veriyor. Hep dünya işlemiyor zannediliyor ama işlemeyen insanlık. İşlemeyerek de bu hale geldi. Ne yapacaktım diyorsun. Cevap çok basit: Kendin olacaktın. Lara olacaktın. Bir şey yapmaya çalışmayacaktın. Lara olacaktın!”

“Lara olmak ne ki?”

Lara’nın hikâyesi, yaşamın beklediği seni keşfetmen, yaşayabilmen ve böylelikle Can Borcu’nu ödeyebilmen için bir davettir. Var mısın?


ALINTI

"Yaşamda boş yoktur. Ya o an gelen hakikaten iyi geliyor ya da sana kötü gibi geliyor ama aslında iyileştirmek için geliyor."

"Karşıda tetiklendiğin, yani yargıladığın ve içinde tepki oluşturan her şey aslında kurtulman gereken, senin gerçek dışı bir inancını sana gösterir. Bu yüzden esas sorunun cevabı, zihninin içini bilmek istiyorsan, yargılarına bak. "

"Kendine seçtiğini yaşatabilirsin. Çünkü inandığın düşünce neyse onu yaşıyorsun ve o da senin yaşamının gerçekliği oluyor. Gerçek bu: ben neye inanıyorsam kendime onu yaşatırım. Kimse burada bana bir şey yaşatamaz."



  YORUM

"Yaşamak, yaşamdan beklentisi olanlar için bir mesele. Benim yok. Hiçbir şeyim yok."


Yazardan okuduğum ilk eser Can Borcu oldu. Seyir eserini çok duymuştum ama alıp okumak kısmet olmamıştı. 

Can Borcu eseri tamamen gelişim ile alakalı bir temel üzerine yazılmış bir eser. Okuduğum dönemden kaynaklı beni çok etkileyen ve inancımı tazeleyen bir eser oldu.

Hayat,  düz bir çizgide ilerleyen bir canlılığı yok bazen yukarı bazen aşağı. Can Borcu olaylara karşı verdiğimiz tepkiler, düşünceler, eylemlerin bizi nerelere götüreceğini veya götürmeyeceğini tekrar hatırlatan bir eser oldu bana. 

Genellikle mutluluktan ziyade üzüntülerden çıkardığımız dersler daha fazla olur. İyiden de ders çıkartırız ama genellikle iz bırakan kötülerden öğrendiğimiz derslerdir. Düştüğümüz zaman verdiğimiz tepkiler ayağa kalktığımız dönemi öyle bir etkiler ki nasıl olduğunu bir türlü anlamlandıramayız. Ayağa kalkana kadar verdiğimiz çaba, emek veya boş vermişlik ki genelde de boş vermek en kolayıdır o dipte genellikle kolaya kaçmak en doğrusu gibi gözükür, çünkü neden olmasın.

"Her bir işlemeyen insanın nedenini, niçin ve nasılını görebildiğinde de kendini biraz daha bağlayabiliyorsun. Hepsi zannedenler üzerine kurulmuş yaşamlar. Ama ben artık gerçekte yaşamak istiyorum biliyorum daha fersah fersah yolum var ama en azından gayret etmeyi seçiyorum."

Seçim kararlarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha iyi anladığım bir okuma oldu. Bildiğim bir çok şey olmasına rağmen arkadan bir destek verilmesi ve bu desteğin  zamanında gelmesi benim için yeri anlamlı. Konu bakımından güzel bir kurgu ile ana mesajı güzel yansıtmış açıkçası kalemi ve akıcılığını sevdim. 


“Hoşça bak kendine ki kainatın özüsün sen, bütün yaratıkların gözbebeği olan insansın sen.”

3 Ocak 2025 Cuma

SÖYLEME BİLMESİNLER - Şermin Yaşar


 ARKA KAPAK

“Yalansızız artık. Hâlâ birkaç sırrımız var. Ama yalansızız.”

Evlenip aynı çatı altında yaşıyorlar diye karı koca olur mu insanlar?

Aynı ana babadan oldular diye birbirlerine sahiden kardeş olur mu çocuklar?

Yıllar kalbini dağlasa da içlerindeki o kor söner mi âşıkların?

Her şeyi aşikâr olanların sakladıkları sırlar daha mı çoktur?

Şermin Yaşar, Söyleme Bilmesinler’de, kalabalık bir ailenin ilk bakışta sıkı örülmüş gibi görünen nakışlarını ilmek ilmek çözüyor. Hem de roman kahramanlarına ayrı ayrı söz hakkı vererek yapıyor bunu. “Herkesin hikâyesini dinledin. Haydi, şimdi sen anlat: Aslında ne oldu, nasıl oldu?” diyor adeta. Karakterleri konuştukça çözülen bir sırlar yumağı, Söyleme Bilmesinler. Yumak çözüldükçe iplerin uçları nerelerden çıkmıyor ki…

Aile bağları nasıl düğümler atar insanların yazgısına? Anne babaların, çocukların omuzlarına yükledikleri onlara neler yapar? Hayatlarımıza vicdan azabı gibi oturanlar bir gün yerinden kalkar mı? Yanı başınızdaki o sıradan evlerde aslında neler yaşanır? Romanda bunların cevaplarını okurken acı bir gülümseme, hatta katran karası bir gülümseme belirecek yüzünüzde. Yazar, avuç içlerinden yazgılarını okumuyor insanlarının; kalplerinin kıvrımlarındaki sırları cesaretle döküyor kâğıda. Gülümsemenin acı yanını bilenler, göründüğü gibi olmayanla ve bir şeyin iç yüzüyle hesaplaşmaya cesareti olanlar için...


ALINTI

"Sessizlik gürültüden çok daha ağır bir şey."

"Ne istediğimi bilmiyordum. O kadar unutmuşum kendimi."


YORUM

"Ulan yaşamak ayrı dert, yaşadığını anlatamamak ayrı dert. Anlatsan, seni anlayacakları bile şüpheli, Sadece bu yetmez mi insana?”

Hayat ne garip değil mi? Biri var bir başkasının  hayatını değiştirebilecek kelimeleri, cümleleri,  gerçekleri var lakin kendi doğrusuna göre hareket edip ya sessiz kalarak ya da gerçeği çarpıtarak bir hayatı anlamsızlaştırabiliyor hatta mahvedebiliyor.. Bazen sessiz kalmak çok doğruymuş gibi gelir. Gerçeği benden öğrenmesin hayatını mahveden ben olmayayım bir başkası alsın bu yükü benden diye düşünürüz. Peki ya öteki gerçek? 

Söyleme Bilmesinler bir ailenin aslında sessiz kalarak, doğrusu oymuş gibi devam ettirmeleri sonucunda gelişen bir travmanın yaşantısını bize anlatıyor. Yapılan hatalar, söylenen korkunç söyler, söylenmeyen daha korkunç şeyler. 

Ben bilmemekten çok korkarım, kötü de olsa bilmek isterim sonuçlarını önceden hesaplamam, çözmem veya alışmam için önceden bilip öyle hareket etmek bana kendimi daha güvende hissettirir. Bu tabii ki her olay için gerçekleşmesi mümkün değil. Hayat böyledir ama sen ne kadar kendini güvene almak istersen sana sanki daha da zorlaştırır.. Birçok insan için böyledir aslında. Bilmemek, hayatının eksik parçalarını bir türlü oturtamamak dünyanın en kötü olayıdır aslında. Yarım hisseden birisi ne yaparsa yapsın bir şeyleri tam yapsa bile yarım, eksik yapmış gibi hisseder. Oturmayan bir şeyler vardır çünkü.  O eksik parçalar belki zamanı gelince belki de hiçbir zaman oturmaz. 

Eser boyunca herkes kendince haklıydı, herkesin kendi hayatında sorunlar vardı, çözülemeyen sıkıntılar, zorlayan güzelikler ama hep bir şeyleri eksikti. Mesela herkesin en büyük eksiği kimse dürüst değildi, kendini anlatmıyordu hep kendi bakış açılarıyla görüp konuşuyor, hep isyan ediyordu. Kimse çıkıp da beni niye yargılıyorlar da demiyordu. Kendilerini herkes anlasın istiyordu ama sessizce.

Bir şeyler olsun istiyorsan ilk adımı kendin atacaksın yoksa olmuyor. 

"Kendimin içinden çıkıp gidemiyorum. Bedenim ruhumun betonu gibi, çık içinden çıkabilirsen."

28 Ekim 2024 Pazartesi

PERİ MASALI - Stephen King

 ARKA KAPAK

Charlie Reade on yedi yaşında, beyzbol ve Amerikan futbolunda başarılı, sıradan bir lise öğrencisidir. Bir gün Radar adında bir köpek ve onun sahibi Bay Bowditch’le tanışır. Bay Bowditch bir tepede, tekinsiz görünen büyük bir evde tek başına yaşamaktadır. Evinin arkasında zaman zaman tuhaf seslerin duyulduğu bir kulübe, kulübenin içindeyse bir kuyu vardır.

Ve masal bu ya, bu kuyu bambaşka bir dünyaya açılır.

Gökyüzünde iki ayın ve bizim dünyamızdaki gökbilimcilerin hiç görmediği yıldızların parladığı, korkunç cezalara maruz kalmış prens ve prenseslerin sürgün edildiği, sakinlerinin hastalıkla lanetlendiği bir dünyaya...

Dâhi yazar Stephen King, iyi ile kötünün savaştığı paralel bir dünyanın kapılarını aralıyor ve hayal gücünün en derin kuyusuna iniyor. Peri Masalı, King’in diğer eserleri kadar şaşırtıcı ve ikonik. Kahraman rolüne soyunan sıradan bir genç adamın olağanüstü macerasını konu alan gerilimli ve tatmin edici bir roman.


ALINTI

"Herkesin içinde karanlık bir kuyu var bence ve o kuyu asla kurumuyor. Sorumluluğu kabullenerek oradan içiyorsun. Ve su aslında zehir."

"Dinlemeyi öğren ki öğrenmek için dinleyebil."

"Üç kişi bir sırrı saklayabilir , ikisi öldüyse tabii ."



YORUM

"Çocuklar korkunç şeylere göğüs germek zorunda kalmamalı."

Charlie Reade .. benim unutulmayacak karakterler listesine eklendi bile. Küçük yaşta annesini kaybedip üstüne birde babasını iyileştirme çabası erken olgunlaşma, sorumluluk bilinci, hayata tutunma çabası takdire şayan. Ama en çok takdir edilmesi gereken nokta kendini gerçek anlamda düzgün bir şekilde yetiştirebilmesi bence.

Kısaca kitap içeriğinden bahsedecek olursam, Charlie'nin hayatının dönüm noktasında yaptığı bir anlaşma ve  (oldukça önemli bir anlaşma) sevgisi sayesinde hayatının hem zor hem de unutulmayacak bir dönemine şahit oluyoruz. 

Charlie'nin Bay Bowditch ve onun köpeği Radar ile tanışma süreci, birbirlerine destek ve arkadaşlık etmelerini okumak çok keyifli olmasının yanı sıra çok üzücüydü de. Her masalda olduğu gibi bir mutu son olabilecek mi yoksa Kıng kendi kalemiyle ters köşe mi yapacak ikilemi tüm eser boyunca yedi bitirdi dersem abartmış olmam. 

Dolu dolu bir eser okudum. Stephen Kıng hakkında hep konuşuyorum yine konuşacağım :) King bu eserinde bir korku hissiyatı vermedi açıkçası, yarattığı evren çok başarılıydı ama korku diyebileceğim bir duygu hissedemedim. Daha çok insan, hayvan sevgisi, dostluk, düşmanlık, hırs, kötülük kısacası insan ilişkileri ağırlıktaydı. Bu demek oluyor ki beğenmedim, beğendim ama korku içerikli bir kitap arayışındaysanız aradığınız kitap değil :)


Bu ay #cevizinseçkisi etkinliğinin teması #stephenking seçilmişti ve bende bu fırsatı kaçıramazdım :)





9 Eylül 2024 Pazartesi

VİLLA - Nora Roberts

 ARKA KAPAK

Ailesi üç kuşaktan beri Napa Vadisi'nden İtalya'ya kadar, bütün dünyada kalitesiyle tanınan Giambelli şaraplarını üretmekte olan Sophia, işini severek yapmakta ve Giambelli Şirketi'nin saygıdeğer imajını korumak için büyük özen göstermektedir. Sophia'nın büyükannesi -ailenin reisi- Tereza bütün aileyi bir araya toplayarak Giambelli Şirketi'nin MacMillan Şarap Fabrikaları ile birleşeceğini açıklayınca, Sophia'nın konumunda değişiklik olur. iki şirketin birleşmesini organize etme görevi Tyler MacMillan ile ona verilmiştir. Sophia, Ty'a pazarlamanın inceliklerini öğretecek, Ty da ona, üzüm yetiştirmenin ve şarapçılığın püf noktalarını gösterecektir. Sophia yakışıklı ve suratsız Tyler MacMillan'la çalışmaya hazır değildir ama... aralarındaki çatışma tutkuya dönüşünce dünya başka bir şekle bürünür. Aşk her şeyin rengini değiştirmiştir. Ancak hiç beklenmedik ölümler ve şirkete yönelik sabotajlar Giambelli ailesini kökünden sarsar, hepsini dehşete düşürür..



YORUM


Nora Roberts polisiye yazarı olarak tanıdım ve yazdığı eserleri kronolojik okumuyorum. Villa eserini sahafta dolaşırken denk geldiğim bir eseri oldu. Açık söylemek gerekirse böyle bir eseri olduğunu da  bilmiyordum. Tesadüfen gördüğüm bu eser,  Nora Roberts' in nasıl oluştuğuna tanıklık ettirmesi benim için özel oldu. 

Esere gelecek olursak diğer eserleri kadar hoşuma giden bir eser olduğunu dile getirebilirim. Oluşturduğu konuyu işleyişini çok sevdim. Lakin değinmem gereken bir nokta olduğunu söylemem gerekiyor, eleştiri mi yoksa bir ipucu olacak bir konu mu ona siz karar verin. Eser polisiye unsuru barındırıyor ama bizim dedektif ile birlikte hareket etmediğimiz bir polisiye. Daha çok oluşturduğu hikayede  katil kim değil de neden, niçin sorularını araştırdığımız bir yapıttı. Ben açıkçası kim sorularını da çok severek okuyorum ama sebeplerinin altındaki neden ve niçin sorularını bulmaktan da ayrı bir keyif alıyorum ve bu eserde de keyif aldım. 

Aşk, sevgi ve köklü aile konularını çok başarılı bir şekilde anlattığını da söyleyebilirim. Her bir sayfası okurken net bir şekilde gözümde canlandırabilmemi sağladı. Yani neredeyse benim yönettiğim bir film tadında bir okuma oldu. 

Bilirsiniz bazen kendi filmlerinizi çekmenizi sağlayacak kitaplar olmalı ve o kitaplardan biri Villa.

Kendi yorumumla eserin konusuna değinecek olursam Villa,  İtalyan kökenli Kaliforniyalı olan ailenin öyküsüne şahit oluyoruz. Giambelli ailesi üç kuşaktan  Napa Vadisi'nden İtalya'ya kadar şarap üretiminde rol oynamaktadır. Ve işlerinde oldukça başarılıdır.  Bu büyük aile yüzüncü yıllarında önemli bir değişikliğe adım atacağı dönemde aile üyelerinin ölümü beklenmedik olaylar silsilesi yaratacaktır. Bu ölümleri Giambelli  ve MacMillan aileleri nasıl etkilediğini birlikte görelim. 

5 Aralık 2023 Salı

ÇILGINLIĞIN ÖTESİ - Stephen King

 ARKA KAPAK

Korunmasız bir kadın için böylesi dehşetli bir dünyada yaşamanın zorluğunu bilenleriniz vardır mutlaka. Siz de Rose gibi kötülük timsali bir kocaya sahipseniz çıkış yollarınız tek bir noktada birleşecektir. Kaçışta!

Ne var ki Rose diğer kader arkadaşlarından farklı olarak, peşine düşen kocasının artık aklının sınırlarını çoktan aştığını ve çılgınlığın ötesine geçtiğini biliyordu.Dehşetin soğuk parmaklarına dokunmaktan çekinmiyorsanız, haydi!




ALINTI


"En iyisi geçmişe karşı acımasız davranmaktır. Önemli olan bize indirilen darbeler değil, sağ salim atlatmayı başardıklarımızdır. Şimdi unutma... Yaşamını düşünmüyorsan bile hiç olmazsa aklını düşün ve ona bakma!"

"Nelere katlanabileceğine, neler yapabileceğine pek aldırmıyorum. Beni ilgilendiren nelerden hoşlandığın ve neler istediğin. Ben işte sana böyle şeyleri vermek istiyorum. Çünkü senin için çıldırıyorum."

"Örneğin, neden bu insanların çoğu gülüyor? Tanrı aşkına, gülünecek ne var ki? Dünyanın nasıl bir yer olduğunu anlayamıyorlar mı? Her şeyin... her şeyin mahvolmak üzere olduğunun farkında değiller mi?"


YORUM

"Şiddet gören kadınlar bir süre sonra suçu kabullenmeye başlarlar, hepsi o kadar. Üstelik de sadece bazı şeyler için değil. Her şey için."


18 yaşındayken aşık olduğu Norman ile evlilik hayatına atılan Rose hiç düşündüğü gibi bir evlilik hayatı yaşamayacaktır. Başlangıçta her şey güzel giderken yavaş yavaş hayatı cehennemden farksız bir hal almaya başlamıştır. Fiziksel ve psikolojik şiddet görmeye başlayan Rose 14.yılın sonunda yani 32 inci yaşında, ufacık ve mantıksız gibi görünen anlık bir karar ile eşinden, evinden kaçar. Yanına sadece (korka korka) eşinin kredi kartını da alır. Normanın onu bulamayacağını düşündüğü, en uzak yere gitmeye çalışır. Polis olan eşini iyi tanıyan Rose için kaçmak oldukça büyük bir adımdır aslında. Bakalım gerçekten kaçabilecek midir?

Çılgınlığın Ötesi eserinde Norman karakteri nerede geçmeye başlarsa orada gerilim çok yükselmekte, Norman ın bölümlerini okurken oldukça gerildim ve mide bulantısı yaşandı.. Çok fazla içeriğinden ipucu vermek istemesem de , Rose karakteri kaçtıktan sonra deneyimlediği şeyler beni çok mutlu ettiğini dile getirebilirim.  Yeni bir başlangıç yapmak her zaman kolay değildir, özellikle geçmişin ve gençliğin bu kadar kötüyse. 

"En iyisi geçmişe karşı acımasız davranmaktır. Önemli olan bize indirilen darbeler değil, sağ salim atlatmayı başardıklarımızdır. Şimdi unutma... Yaşamını düşünmüyorsan bile hiç olmazsa aklını düşün ve ona bakma!"

Rose'un önüne çıkan engeller, iyilikler ve inanılması güç olayları okurken çok akıcı bir şekilde okuduğumu dile getirebilirim. 

King hakkında zaten yorum yapmayacağım ama değindiği konu bakımından ve ele alış şeklini sevdim.


OZ BÜYÜCÜSÜ - L. Frank Baum

 ARKA KAPAK

1900 yılında yayımlanan Oz Büyücüsü, yazarı L. Frank Baum’un ifadesiyle “merak ve eğlencenin korunduğu, kederin ve kâbusların dışarıda bırakıldığı modern bir masal” olmayı amaç edinir. Amerikan edebiyatının ilk masalı olarak görülen eser, 1890’ların Amerika’sındaki ekonomik, politik ve toplumsal durumun sembolik bir alegorisi olarak değerlendirilir ve Batı’daki çiftçilerin durumunu, dönemin altın piyasasını ve İç Savaş’tan sonra çalışamayıp ekonomik sorunlar yaşayan işçileri sembolize eden unsurlar taşıdığı ileri sürülebilir. Söz konusu alegorik özelliği ve hayali öğeleriyle hem çocuklara hem de yetişkinlere hitap eden bu klasikleşmiş eser, bir kasırgaya kapılan küçük Dorothy ile köpeği Toto’nun Kansas’ın uçsuz bucaksız çayırlarından fantastik Oz Diyarı’na uzanan yolculuğunu ve bu serüvende edindikleri sıra dışı dostları anlatır. Çıktıkları zorlu ve tuhaf yolculukta Korkuluk beynini, Teneke Adam kalbini, Aslan da cesaretini ararken Dorothy’nin tek istediği Kansas’a, teyzesiyle eniştesinin çiftliğine geri dönebilmektir. Ne de olsa insanın evi gibisi yoktur…


ALINTI


"Evlerimiz ne kadar kasvetli ve gri olursa olsun, biz etten kemikten yapılmış insanlar çok güzel de olsa başka bir ülkede yaşamaktansa kendi topraklarımızda olmayı tercih ederiz.İnsanın evi gibisi yoktur."

"Ne olursa olsun , " dedi Korkuluk,  " ben kalp değil beyin istemeliyim;  çünkü aptal biri kalbi olsa bile onunla ne yapacağını bilemez. "

" Ben kalp almalıyım, " diye karşılık verdi Teneke Adam,  "çünkü beyin insanı mutlu etmez, oysa mutluluk dünyadaki en güzel şeydir. "


YORUM

 L. Frank Baum tarafından yazılan bir çocuk romanı. Yedi kitaplık Oz serisinin ilk kitabıdır. Serinin aynı evrende geçen spin-off (sevilen bir karakterin aynı evrendeki başka bir yapımına denir.) romanları da vardır. Bir kasırgaya kapılan küçük Dorothy ile köpeği Toto’nun Kansas’ın uçsuz bucaksız çayırlarından fantastik Oz Diyarı'na uzanan  yolculuğunu, eve geri dönme çabasını ve bu serüvende edindikleri sıra dışı dostlarına konuk oluyoruz. 

Çok sade bir anlatım ve kaleme sahip bu eser iki saatinizi keyifli bir hale getireceğinden eminim. Çocuk romanlarının klasikleşmiş yerleri burada da görebiliyoruz ama sevimli bir macera okumak yetişkinler içinde bence çok anlamlı oluyor. 

 Dorothy eve geri dönüş yolculuğunda edindiği arkadaşlarına sizde eşlik etmek isterseniz, hiç zaman kaybetmeden okumanızı tavsiye ederim.











16 Kasım 2023 Perşembe

1Q84/ Haruki Murakami

 ARKA KAPAK

"Yürekten sevdiğin bir insan varsa, bir kişi olsun yeter, hayatın kurtulmuş demektir"

Sarsıcı bir yolculuğa hazır mısınız?

Öyleyse kemerlerinizi bağlayın. Erkekleri, titizlikle geliştirdiği bir yöntemle öteki dünyaya gönderen genç bir kadınla tanışacaksınız. Ve amansız bir takiple onun peşine düşen fanatik bir cemaatin müritleriyle…

Romantik misiniz?

Evet, bu kitapta aşk da var… İki dünya bir araya gelmeden mümkün olmayan bir aşk.

Yaşadığınız dünya gerçek mi, hiç düşündünüz mü?

Düşündüyseniz, paralel bir evrene geçmek sizi heyecanlandıracaktır o zaman.

Hayatı algılayışınızı değiştirecek bir kitabın kapağını açmak üzeresiniz şu an.

Yaşayan en büyük yazarlardan biri olarak kabul edilen Haruki Murakami başyapıtı, tüm dünyada milyonlarca satan kitabı 1Q84'le bir imkânsızı başarıyor.


Nefesinizi kesecek bir macera romanını, gerçek nedir, insan neye inanmalı, aşk dünyayı kurtarabilir mi soruları ekseninde bir yürek atlasına dönüştürüyor


ALINTI

“Baksana Aomame, senin hiç mi korkun yok? Elbette var” dedi Aomame. “Ben en çok kendimden korkarım. Ne yapacağımın belli olmamasından. Şu an ne yaptığımı kavrayamamaktan.”


Bu dünyada boşluğu doldurulamayacak tek bir kişi bile yoktur. Ne kadar bilgili, ne kadar yetenekli olursa olsun, mutlaka bir yerlerde yerine geçecek bir kişi vardır.



YORUM

“Bir de” dedi şoför, dikiz aynasından bakarak. “Aklınızda tutmanızı istediğim bir şey var. Her şey göründüğü gibi değildir.”

Zamanın ne getireceğini ve hangi zamanın getireceğini bilemeyiz. Haruki Murakami'nin kalemine bayılıyorum. Üslubu, konunun ilerleyişi ve diğer sanat dallarına değinerek karakterleri özelleştirmesi çok güzel bir detay bence.

1Q84 eseri hem tek cilt halinde hem de üçlü set halinde basımı mevcut ben üçlü seti tercih ettim. Tek cilt hakkında nasıl ayrıldığına dair bilgim yok ama üçlü setinde her kitabın bitişi şaşırtıcı ve güzel bitirilerek bırakılmıştı. O konuda içiniz rahat olabilir sizin için önemli bir detaysa. Gelelim konusuna ..

3 ana karakterimizin etrafında olay örgüsü dönmektedir. Aomame, Tengo ve Fukaeri. Bu üç kişinin bağlantı noktası ise bir kitap Pupa Hava'nın basımıyla ilgili. Pupa Hava 'yı yalnızca kitap gibi görmemenizi öneririm. 
Aomame ve Tengo birbirlerinden farklı zamanlarda, yaşadıkları dünyanın değiştiğini keşfedip bu dünyaya, yine farklı isimler veriyorlar. “1Q84’teki Q / Ouestion mark’ın Q’su /İngilizce soru işareti” zamandaki ve dünyadaki belirsizlik manasında Aomame’nin verdiği isim. Tengo’nun uygun gördüğü isim ise “Kediler Şehri”.  Bu isimlerin tabi ki kendilerine göre anlamı var, bu anlamı okuyunca fark edeceksiniz. Bir dokunuş size ne hatırlatıyor bilmiyorum ama Aomame ve Tengo için 20 yıllık bir zamanda kaybolmayan bir dokunuşun hatırası tüm hayatlarının dokunuşlarını değiştirmekte.

Kitap içerisinde, inanç, değerler, aile, şiddet, aşk ve birçok alt metin barındırıyor. Sıkılmadan, kopmadan dolu dolu bir kurgu sizi bekliyor diyebilirim. 

Benim çok severek okuduğum bir seriydi, karakteri ayrı yaratılan dünyayı ayrı sevdim. Kesinlikle tavsiye edebileceğim bir eser. Okumayan kaldıysa tabi :)


"Ölmekten korkmuyorum, dedi Aomame kendi kendine, bir kez daha emin olmak için. Korktuğum şey gerçeklikten çıkmak, gerçekliğin beni arkasında bırakması."