Basgiath Savaş Akademisi’nde geçirdiği yaklaşık on sekiz ayın ardından Violet Sorrengail artık derslere ayıracak vakitlerinin kalmadığını anlamıştı. Belirsizlik içinde oturup bekleyemezlerdi. Çünkü savaş çoktan başlamıştı. Düşmanlar tüm kuvvetleriyle koruma duvarlarına yaklaşırken kime güveneceklerini bilemez hâle gelmişlerdi.
Dolayısıyla Violet, yabancısı olduğu diyarlardan Navarre saflarında yer alacak müttefik toplamak üzere başarısız Aretia kalkanlarının ötesine yolculuk yapmak zorundaydı. Bu yolculuk boyunca zekâsı, şansı ve gücü sınanacak, sevdiklerini, ejderhalarını, ailesini, yuvasını ve onu kurtarmak için her şeyi göze alacaktı.
Bu, her şeyi yok edecek kadar önemli bir sır saklamak anlamına gelse bile…
Bir orduya ihtiyaçları vardı. Güce ihtiyaçları vardı. Büyüye ihtiyaçları vardı. Dahası, yalnızca Violet’ın ortaya çıkarabileceği şeye ihtiyaçları vardı: Gerçeğe.
Ama fırtına yaklaşıyordu… ve kimse onun gazabından kolay kolay kurtulamayacaktı.
ALINTI
“Seni iyileştirememekten nefret ediyorum. ..Büyünün olmadığı bir hayatta en iyi ilaç zamandır.”
“Eskiden orayı çok severdim ama artık sen yokken orada olmaya katlanamıyorum.”
"Acı benim için yeni bir şey değil, Jack. Günlerimin çoğunu birlikte geçirdiğim eski bir arkadaşım."
YORUM
"Bazı fırtınalar geçip gitmez; sizi değiştirerek geride bırakır." 🖤⚡🐉
Rebecca Yarros bu kez yalnızca savaşın büyüklüğünü değil, karakterlerin içlerinde verdikleri mücadeleleri de gözler önüne seriyor. Sayfalar ilerledikçe tehlikenin boyutu artıyor, sırlar birer birer açığa çıkıyor ve alınan her kararın geri dönülmez sonuçları olduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Gerilim ve aksiyonun bir an olsun düşmediği bu hikâyede, kendinizi sürekli diken üstünde buluyor ve bir sonraki sayfada ne olacağını merak etmekten kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.
Violet’in gelişimi ise serinin etkileyici noktalarından biri. Artık yalnızca hayatta kalmaya çalışan genç bir öğrenci değil; kayıpların, sorumlulukların ve zor seçimlerin ağırlığını omuzlarında taşıyan gerçek bir lider. Özellikle sevdikleri ile dünyayı kurtarma görevi arasında sıkışıp kalması, karakterine çok daha gerçekçi ve duygusal bir derinlik katıyor. Xaden ise hâlâ serinin en çarpıcı, tehlikeli ve gizemli karakterlerinden biri. Yaşadığı değişim, gücün bedeli ve insanın kendi karanlığıyla mücadelesi hikâyeye farklı bir boyut kazandırıyor.
Aralarındaki romantizm tüm gücüyle devam ederken, bu kitapta aşkın yanında fedakârlık, kaybetme korkusu ve güven temaları da ön plana çıkıyor. Birlikte yaşadıkları zorlukların ilişkilerini nasıl şekillendirdiğini görmek oldukça güzel.
Yazarın dünya inşasını genişletme çabası da romanda belirgin şekilde hissediliyor. Yeni bölgeler, farklı kültürler, ejderhaların geçmişine dair ortaya çıkan bilgiler ve özellikle Andarna'nın hikâyesi, serinin mitolojisini çok daha zengin bir hâle getiriyor. Andarna'nın kökenlerini keşfetme yolculuğu ile Violet'in kendini bulma süreci arasında kurulan paralellik ise hikâyeye anlamlı bir derinlik katıyor. Karakter sayısının artması ve evrenin genişlemesi zaman zaman olay örgüsünü karmaşıklaştırsa da, bu durum kitabın epik atmosferini daha da güçlendiriyor.
Oniks Fırtına; aksiyonun, duygusal kırılmaların, sürprizlerin ve ejderhaların eksik olmadığı, serinin şimdiye kadarki en yoğun ve en sarsıcı kitaplarından.
Bir sonraki kitap için oldukça heyecanlıyım.
“Kanatlarım karın ağırlığını taşımazmış, ama senin kanatların o koca egonun yükünü mucizevi bir şekilde taşıyor.” -A
#OniksFırtına #RebeccaYarros