25 Şubat 2026 Çarşamba

MELEKLER VE ŞEYTANLAR / Dan Brown

 ARKA KAPAK

HER ŞEYİ BAŞLATAN KİTAP...

Her satırında bilinmezliklerle dolu gizemli bir dünya, nefes nefese bir serüven ve Robert Langdon'un sınırsız hayal gücü var.

Harvard Üniversitesi'nin dünyaca ünlü Simgebilim Profesörü Robert Langdon anlaşılmaz bir yazıyı çözmek için İsviçre'deki bir araştırma merkezine çağrılır. Çözülmesi istenen yazı, öldürülen bir fizikçinin göğsüne dağlanmıştır. Bu korkunç cinayet, sırlarla dolu olaylar zincirinin başlangıcı olur. Öldürülen kurbanın göğsündeki yazının anlamı yüzyıllar önce Katolik Kilisesi'nden intikam almaya yemin etmiş gizli bir kardeşlik cemiyeti olan Illuminati'nin sembolüdür.

Langdon gizemli bir fizikçi olan Vittoria Vetra ile birlikte bu olayı araştırmaya başlar. Ne var ki çılgınca bir koşuşturma içinde pek çok mezarı, gizli mahzeni ve katedrali araştırırlarken süreleri gitgide azalmaktadır. Çünkü birileri akıl almaz bir hedefi havaya uçurmak için saati çalıştırmıştır...

"Nefes nefese, gerçek zamanlı bir macera... Heyecan verici, hızlı tempolu ve alışılmadık derecede zekîce..."



ALINTI

"İnsan aklı, bedeninden çok daha büyük acılar çekebilir."

"Korku, tüm savaş silahlarından daha hızlı yaralar."

"Belli bir dine göre yaşamazsam cehenneme gideceğimi söylüyorlar. Ben adaleti böyle olan bir Tanrı hayal edemiyorum.”

"Bizler yok olma yolunda ilerleyen kopuk ve ümitsiz türleriz."



YORUM


"Mucizeler, doğru olmalarını istediğimiz için hepimizin sıkıca sarıldığı hikâyelerden başka bir şey değildi."

Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN’de bir bilim insanının öldürülmesiyle başlar. Kurbanın göğsüne yakılarak işlenmiş “Illuminati” sembolü, yüzyıllar önce kiliseye karşı bilim insanları tarafından kurulduğu iddia edilen gizli bir örgüte işaret etmektedir. Aynı zamanda laboratuvardan son derece tehlikeli bir madde olan anti madde çalınmıştır. Bu gelişmeler, Simge bilim uzmanı Robert Langdon’ın olaylara dahil olmasıyla birlikte Vatikan’a uzanan küresel bir krize dönüşür.

Bilim ile din arasındaki o vazgeçilmez kavgaya konuk oluyoruz. Dan Brown, bilimi akıl, deney ve kanıtla; dini ise inanç, gelenek ve otoriteyle temsil eder. Ancak roman ilerledikçe bu iki alanın mutlak düşmanlar olmadığı, asıl tehlikenin fanatizm olduğu fikrini kaleme almaktadır.

Eserde tasvir edilen her bir detay ustalıkla düşünüldüğü, ele alındığını her sayfasında hissedebiliyorsunuz. Her bir ipucunda ki koşturmaca, buluşlar, gizemler ve daha nicesi yanındaymışçasına etkiliyor. 

Bölümler arası geçişin kısalığı akıcılığı arttırmış. Bütünlüğü bozmadan da karakter arası geçişi de yansıtma biçimi aynı şekilde etkileyici.

Uzun bir süre yoldaşlık edeceğim o karakter Robert Landgdon.. Göze batmayan, sıradan denmeyecek ama sıradan gözüken bir karakter. İnançlı ama bir o kadarda şüphe duyarak mantıkla hareket eden ve günü kurtartan kişi. 

Açıkçası kitapta karakterlerden çok olay beni etkilediği için karakter üzerinden şuan ilerleyemeyeceğiz. Kitabın neden yankı uyandırdığını az çok anladım. Bu tepkimi diğer kitaplarında koruyacak mı onu okuyarak göreceğim ama umarım çok düşürmez.


"Bazen gerçeği bulmak için dağları yerinden oynatmak gerekir."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder