Daha mı karanlık seviyorsunuz. Alın size daha karanlık!
Stephen King’in şaşırtma, okuru hayran bırakma, korkuyu da teselliyi de aynı anda sunma konusundaki eşsiz yeteneği hâlâ doruk noktasında. Hayatın hem mecazi hem de gerçek anlamda daha karanlık yönlerine inen bu on iki öyküde yazar fanilik, şans ve gerçeklik üzerine muhteşem hikâyeler anlatıyor.
Kitaptaki “İki Yetenekli Serseri” adlı öyküde uzun süredir bazı yeteneklerin ardında saklı kalan sırlar ortaya çıkıyor. “Danny Coughlin’in Kötü Rüyası” kısa ve benzeri görülmemiş bir rüyanın onlarca hayatı altüst etmesini anlatıyor. “Çıngıraklı Yılanlar” Kujo’nun devamı niteliğinde bir öykü; yaslı bir adam, biraz huzur bulmak için Florida’ya gidiyor ama orada şartları çok ağır, beklenmedik bir mirasla karşılaşıyor. “Rüya Görenler”, içine kapanık bir Vietnam gazisinin bir iş ilanına yanıt vermesi ve evrenin bazı köşelerinin keşfedilmemesi gerektiğini öğrenmesi üzerine. “Cevapçı” ise önsezinin iyi şans mı yoksa kötü şans mı olduğunu sorguluyor ve dayanılmaz trajedilerle dolu bir hayatın bile anlamlı olabileceğini hatırlatıyor.
Efsanevi yazar Stephen King’in bu yeni derlemesindeki öykülerin her biri kendi başına heyecanlı, neşeli, gizemli ve ikonik.
ALINTI
"Sadece yas iz bırakmaz. Korku da iz bırakır. Özellikle de doğaüstü korkular."
Evrenin anlamını bilmiyorum. Bir fikrim olabilir. Senin de vardır belki. Ya da yoktur. Size söyleyebileceğim tek şey şu, rüyalara dikkat edin. Tehlikeliler. Ben sonradan öğrendim.
"Zihnimdeki hikaye değişkendi: Bir fikrim vardı ama detaylar belli değildi. Tutunacak bir şey yoktu."
"Yaşamda olduğu gibi ölümde de siyaset sanattan üstündü."
YORUM
King bu sefer öyküleriyle karşımızda..
Daha sessiz, içten ve psikolojik bir karanlıkla yüzleştiren on iki hikaye. Her hikâye, sıradan bir anın içinden oluşuyor: bir sohbet, bir rüya, eski bir ev, unutulmuş bir kasaba… Hikâyelerin çoğunda doğaüstü unsurlar arka planda asıl tehdit karakterlerin geçmişleri, pişmanlıkları, suçluluk duyguları ve daha nicesi..
Birkaç hikayeden bahsedecek olursam; Mesela "İki Yetenekli Serseri" hikâyesinde yaşlı iki adamın olağanüstü yaratıcılıklarını sorgulatan birkaç olayın arkasında , yeteneğin bedelinin ve bambaşka boyutları sorgulatırken, "Beşinci Adım" hikayesinde iki kişi arasındaki sohbet üzerinden ilerleyerek günah çıkarma, itiraf ve suçluluk duygusunu gerilimli bir psikolojik düelloya dönüştürür. “Bir Acayip Willie” hikayesindeyse kasabanın dışladığı bir karakter üzerinden zorbalık ve toplumsal linç temasını tekrardan görüyoruz . Tekrardan derken King’in daha önce Carrie’de gördüğümüz “canavarı aslında toplum yaratır” fikrini bu hikayesinde de göstermiş.
Derlemenin en uzun ve roman tadındaki hikayesi (bence çoğu okur bu hikayeyi daha çok sevdi) “Danny Coughlin’in Kötü Rüyası” ise bir rüyada görülen cesedin gerçekte bulunmasıyla başlayan hikayenin kader, tesadüf ve otorite baskısını sorguladığını görüyoruz; paranoya giderek artar ve sıradan bir adamın doğruyu yapmaya çalışırken nasıl felakete sürüklendiğini göstererek bizi oldukça keyifli hikaye sunmuş.
Genel olarak her hikayesinde şuana kadar okuduğum eserlerindeki gibi hisler oluşturdu. Hikaye odaklı bakarsak tabii..
Sevmediğim hikaye oldu mu derseniz Türbülans Uzmanı ve Kırmızı Ekran diyebilirim. Tam sevmemek değil ama diğer hikayelere nazaran daha az beğendim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder