Arkadaşı için yerine getireceği basit bir angaryanın onu uluslararası bir cinayet komplosunun tam ortasına düşüreceği Anthony Cade'in aklının ucundan bile geçmezdi.
Birileri ne pahasına olursa olsun Herzoslovakya'da monarşinin tekrar kurulmasına engel olmak istiyordu.
Tüm bu bilinmezler düğümünü çözmek için güçlerini birleştiren Scotland Yard ve Fransız Emniyeti Sûrete dönüp dolaşıp aynı noktada kilitleniyorlardı... Ta ki Bacalar Köşkü'nde işlenen cinayet, bilinmezler düğümünün çözülmesini sağlayan ipucunu verene kadar.
YORUM
İngiltere’de aristokrat bir mekân olan Chimneys Malikânesi’nde geçer. Genç ve maceraperest bir karakter olan Anthony Cade, tesadüf gibi görünen bir görevle bu karmaşık dünyanın içine çekilir. Elinde bulunan bazı belgeler ve bir mektup, onu farkında olmadan uluslararası bir komplonun merkezine yerleştirir. Bu belgeler yalnızca bireysel bir sırrı değil, aynı zamanda bir ülkenin kaderini etkileyebilecek siyasi dengeleri de tehdit etmektedir. Cade’in Chimneys’e gelişiyle birlikte olaylar hızla derinleşir. Kayıp mücevherler, sahte kimlikler, gizli örgütler ve beklenmedik cinayetler zinciri hikâyeye dahil olur. Her karakterin sakladığı bir sır vardır ve bu sırlar, olay örgüsünü sürekli yön değiştirerek ilerletir.
Kitabı okurken ilk hissedilen şey, olayların yalnızca bir cinayet ya da suç etrafında dönmediği; aksine siyaset, güç ilişkileri ve gizli planlarla örülü daha geniş bir dünyanın içine çekildiğiniz oluyor. Bu yönüyle, Christie’nin yalnızca katili bul mantığında ilerleyen eserlerinden ayrılıyor ve daha çok macera ile casusluk hissi gündemimizde. Özellikle Chimneys Malikânesi’nin atmosferi, hikâyeye gizemli ve zaman zaman bunaltıcı bir hava katıyor. Büyük malikâneler, gizli geçit hissi veren koridorlar ve herkesin birbirinden bir şey saklıyor oluşu romanın gerilimini besliyor.
Romanın bir diğer dikkat çekici yönü, insan doğasına dair verdiği küçük mesajlar. Güç arzusu, hırs, gizlilik ve insanların kendi çıkarları için farklı yüzler takabilmesi sık sık karşımıza çıkıyor. Christie burada suçun yalnızca bireysel bir mesele olmadığını, bazen toplumsal ve politik çıkarların da suçun bir parçası olabileceğini gösteriyor. Bu nedenle kitap, yalnızca bir gizem romanı değil; aynı zamanda insan ilişkileri ve iktidar üzerine küçük gözlemler de içeriyor.
Genel olarak Köşkteki Esrar, hızlı ilerleyen ama dikkat isteyen bir roman olduğunu söyleyebilirim. Yalnızca bir dedektifin ipuçlarını takip ettiği klasik bir polisiye bekliyorsanız biraz farklı bir deneyim yaşayabilirsiniz. Fakat entrika, şaşırtıcı kimlik oyunları ve atmosferik bir gizem arıyorsanız oldukça tatmin edici bir eser olacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder