Stephen King’in eşsiz hayal dünyasının ürünü; fantastik, bilimkurgu, korku ve western türlerinin iç içe geçtiği başyapıt olan “KaraKule”, Çorak Topraklar’la sürüyor.
Büyüleyici bir dünyanın kapılarını aralayan Kara Kule Serisi’nin buüçüncü kitabında, son silahşorun Kule’yi arayışı sürmektedir. Bukez yanına iki yol arkadaşı da katılır: Bağımlısı olduğu uyuşturu-cudan kurtulan Eddie Dean ile kopan bacakları gövdesiylebirleşen ve Susannah Dean’ın güçlü ve dengeli kişiliğine bürünenOdetta.Roland Deschain, yeni dostlarına silahşorluk eğitimi vermeyebaşlar. Fakat Silahşor eski dünyasında ölmüş olan Jake Cham-bers’ın hayatını kurtararak ka’nın yönünü değiştirir. ŞimdilerdeRoland ve Jake, farklı dünyalarda varlıklarını sürdürdükleri halde,aynı çılgınlıklarına devam etmektedirler.
ALINTI
"Sen deli değilsin. Yolunu kaybettin ve korkuyorsun. Ama deli değilsin. Sabahları arkandan gelen gölgenden korkmana gerek yok. Akşamları seni karşılamak için gelen gölgenden de. Sadece evine dönmek için yolu bulman gerekiyor. Hepsi bu kadar."
"Gerçeği söyle de şeytanı utandır derler."
"İnsan küçük bir bilginin ne zaman işine yarayacağını bilemez."
YORUM
"Çünkü sen bir silahşörsün. Kendi zaman ve yerinin dışında kalan biri."
İlk kitap Silahşor’da Roland’ı tek başına tanımaya çalıştık, ikinci kitap Üç’ün Çekilişi’nde Roland yanına yoldaşlar Eddie ve Odetta/Susannah'ı toplamasına konuktuk şimdi ise Çorak Topraklarda bu ekibin gerçek bir Ka-tet (kader birliği etmiş grup) olma sürecini ve asıl yolculuğun başlamasını konuk oluyoruz.
Serinin üçüncü kitabında çöküşü ve paslanmış bir geleceğin estetiğini öylesine güçlü bir dille kuruyor ki, okurken o metal kokusu ve çöl tozunu hissedebiliyoruz. Eser tekinsiz bir coğrafyanın ortasında yükselen mekanik bir deliliğin ve kaybolmuş bir medeniyetin izini sürerken, sürekli bir uyanıklık, gerilim halinde sayfalar akıp gidiyor. King, alışılmışın dışındaki evren tasarımıyla sadece bir maceraya atılmıyoruz aynı zamanda teknolojinin kibri ile insan ruhunun kadim doğası arasındaki o kaçınılmaz çatışmayı oldukça derinden sarsıcı şekilde kaleme almış.
Dışarıdaki o vahşi ve mekanik deliliğe meydan okuyan, ruhsal olarak birbirine mühürlenmiş, bambaşka acıların ve travmaların içinden gelen bu kırık dökük karakterlerin, tek bir bedene ve sarsılmaz bir aileye dönüştüğünü izlemek kitabın en duygu yüklü kısmı. King, insan psikolojisinin en karanlık odalarında gezinirken bile sadakat bağını hikayenin merkezine koyarak esere muazzam bir duygusal derinlik katmayı başarmış.
Seri gittikçe derinleşiyor ve oldukça keyifli hale geliyor. Durağanlık göremedim. Diğer kalan kitaplarda da bunların üstünü beklememek imkansız hale getirdi King. Kuleye bağımlı olan birkaç ipucunu da burada görmüş oldum rahatladım artık :) Geriye gelenler mi gelemeyenler mi, bulmacalar mu, çizimler mi .. neler neler :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder