Hikmet Benol, toplumdaki yoğun kargaşanın temelinde yatan gerçekliği araştırırken, gerçeklerle içtenlikle ilgilenmenin toplumu yönetenlerce tehlikeli görüldüğünü seziyor ve “oyun oynuyormuş gibi ilgilenme” yolunu seçiyor. Kişinin kendiyle savaşmasını ve yenmesini, kendini dönüştürmesini önemli bir sorun olarak algılamaya çağıran, çarpıcı ve sarsıcı bir roman.
YORUM
Tehlikeli Oyunları, sadece toplumla anlaşamayan, hayata bir türlü ayak uyduramayan bir adamın hikâyesi değil. Daha çok, insanın kendisiyle didişmesini, hayatta kendine bir yer bulmaya çalışırken gittikçe kendi içinde kaybolmasını anlatıyor.
Hikmet Benol, kendisine biçilen sıradan hayatı kabul etmek istemiyor. Evlenmek, çalışmak, toplumun ona uygun gördüğü gibi yaşamak ona yetmiyor. Ama işin asıl acı tarafı şu: Bu hayata karşı çıktıkça kendine başka bir hayat kuruyor ve zamanla o kurduğu dünyanın içinde sıkışıp kalıyor. Oyunlar da tam burada devreye giriyor. Başta onun için bir kaçış, içinden geçenleri söylemenin bir yolu gibi dururken, zamanla gerçek hayatla oyun arasındaki çizgi ortadan kalkıyor.
Hikmet’i okurken insanın zaman zaman Bu adam neden böyle yapıyor? diyesi geliyor ama sonra dönüp kendine bakıyorsun. Çünkü aslında hepimizin yaptığı küçük oyunlar var. Söylemek isteyip söylemediklerimiz, olduğumuzdan farklı görünmeye çalıştığımız anlar, çevremizin bizden beklediği gibi davrandığımız zamanlar… Hikmet bunları çok daha uç bir noktada yaşıyor. İnsanlar tarafından anlaşılmak istiyor ama kendisini bile tam olarak çözemiyor. Sevgi ve Bilge’yle ilişkilerinde de biraz bunu görüyoruz; aradığı şey aslında yalnızca aşk değil, Beni gerçekten anlayan biri olsun duygusu. Hüsamettin Albay’la kurduğu ilişki ise onun kendi içindeki çatışmalarını daha görünür hâle getiriyor.
Atay'ın her zamanki gibi bütün bu ağır meseleleri anlatırken araya mizahı, ironiyi ve o kendine has tuhaflığı katması hem yorucu hem keyifli. Bazı yerlerde gülüyorsun, sonra bir cümlenin içinde yakaladığın şey yüzünden bir anda durup düşünüyorsun.
Kitabın dili de Hikmet’in zihni gibi; dağınık, karmaşık, bazen saçma ama bir o kadar gerçek. Bu yüzden Tehlikeli Oyunlar kolay okunan bir roman değil. Bir Atay klasiği yani :)
Ama kitap bittiğinde insanda kalan şey Hikmet’in hikâyesinden çok daha fazlası oluyor. Biraz kendine, biraz hayata, biraz da oynadığın oyunlara bakıyorsun.
Belki de insanın en tehlikeli oyunu, başkalarına karşı oynadığı değil, kendisine oynadığı oyundur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder