ARKA KAPAK
Afet İnan, Atatürkün hayatının son 13 yılında her zaman yakınında bulunmuş ve yakın tarihimizin dönüm noktalarının hem aktörü hemde tanığı olmuştu: Önyargılar ve yetersiz bilgiler nedeniyle hakkınca bilinmeyen tarihimizin, Türk Tarih Kurumu sayesinde gerçek yerini almasını sağlamak...
Türk kadınının modern toplumdaki yerini alması yolunda bizzat örnek okuşturma ve seçme-seçilme hakkının tanınmasına öncüsü olmak... Ve Atatürk'ün pek çok konudaki görüşlerine ilk elden tanıklık... Afet İnan, Atatürk döneminde yaşadıklarını ve ondan dinlediklerini okuyucuyla paylaşıyor.
Dili genç kuşaklar için anlaşılır hale getirilen bu baskı, bazı okuyucuyla ilk kez buluşan fotoğraflarla daha zenginleştirildi.
ALINTI
"Bir milletin nisvanı (kadınları) derece-i terakkisinin mizanıdır (gelişmişlik düzeyinin ölçütüdür."
Atatürk, "Akıl ve mantığın halletmeyeceği mesele yoktur" derdi. Ancak, O, aklın rehberinin bilgi, bilim olduğunu da yine kabul etmişti.
Atatürk dedi ki; Ancak hür fikirlere sahip olan insanlar vatanlarına faydalı olabilir ve onlardır ki vatanlarını kurtarıp muhafaza etme kudretine malik olurlar.
Bir akşam üzeri Atatürk’ün etrafında toplananlar arasında, onun fani oluşu üzerinde durulmuş ve kendisi şu cümlesini tekrar etmişti, ”Benim naçiz vücudum bir gün elbette toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” Böyle dedikten sonra da, ”Milletim beni istediği yerde yatırsın, yeter ki beni unutmasın” demiştir.
YORUM
Afet İnan tarafından kaleme alınan bu kıymetli eser hem bir hatıra, hem bir araştırma, hem de bir belge kitabı niteliği taşımaktadır. Atatürk’ün gündelik hayatını, fikir alışverişlerini, inkılapların hazırlık süreçlerini, özel konuşmalarındaki düşünce akışını, insani yönünü (espri anlayışı, hassasiyeti, çalışma disiplini) doğrudan bir tanığın gözünden aktarır. Bu yönüyle kitap yalnızca tarih okumak değildir; Atatürk’ün kişiliğine açılan bir pencere gibidir.
Afet İnan, Atatürk’ün bilim, eğitim, kadın hakları, tarih ve toplumsal kalkınma konularındaki düşüncelerini birinci elden anlatır. Özellikle: “Türk kadınının toplumdaki yeri” üzerine yaptığı sohbetler, tarih tezi ve dil devrimi üzerine fikir tartışmaları, Cumhuriyet’in temel ilkeleriyle ilgili açıklamalarına yer verilmesi okura Atatürk’ün entellektüel derinliğini bir kez daha gösterir. Kıymeti hiçbir zaman unutulmaz ama böyle bir eserde manevi kızının gözünden, kaleme alınan bir eserde tekrar hatırlamak ..
Kitapta yalnızca hatıralar yoktur; mektuplar, yazışmalar, resmî notlar, Atatürk’ün Afet İnan’a verdiği çalışma talimatları belge olarak sunulur. Bu da eseri bilimsel bir güvenilirlik seviyesine taşır.
Birinci elden yazılmış olması eşsiz değerde. Afet İnan’ın anlattıkları, Atatürk’ü idealize etmekten çok, gerçeğe sadık bir anlatımla sunulur. Bu da kitabı hem tarihçiler hem okurlar için kıymetli kılar. Atatürk’ün karar alma süreçleri, fikir geliştirmeleri, sabahlara kadar süren çalışma temposu; kitabı aynı zamanda liderlik üzerine bir ders kitabına dönüştürür. Kitabın en çarpıcı mesajı, Atatürk’ün Türkiye’nin yalnızca eğitim ve bilimle yükselebileceğine olan sarsılmaz inancıdır.
Kitapta tamamen resmi bir anlatım yerine, yer yer duygusal, samimi, sıcak bir üslupla yazılmış olması çok duygulandırdığını söyleyebilirim. Atatürk’ün sofrası, sohbetleri, çalışma odası gözünüzün önünde sanki canlı bir tabloya dönüşmekte.
Atatürk’ü bir “kahraman” kalıbından çıkarıp, onu düşünen, okuyan, araştıran, öğreten, gülen ve sorgulayan yönleriyle bir insan olarak karşımıza koyması. Okurken hem tarihe yaklaşıyorsunuz, hem Atatürk’e… Hem de Cumhuriyet’in nasıl bir fikrî temelin üzerine kurulduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
Kısacası bu eser, Atatürk’ü anlamak isteyen herkes için yalnızca bir kitap değil, bir tanıklık, bir yakınlık, bir yol gösterici.
"Hepimizin Atatürk’e karşı vazifelerimiz olduğunu unutmamalıyız."























