17 Ekim 2026 Cumartesi

SAVCI / Ertan Velimatti Alagöz

 ARKA KAPAK

Türkiye'nin karanlık geçmişinde kaybolmuş bir dosya...

Yıllar önce öldürülen bir gazeteci...

Ve gerçeğin izini tazı gibi sürerken ava dönüşen bir savcı.

Gazeteci Cumhur Işık, faili meçhullerin gölgesinde bir dosyanın peşindeyken hayatını kaybeder. Kızı Ada, babasının ölümüne dair izleri takip ederken, devletin en izbe koridorlarından geçmişin en karanlık hesaplarına uzanan bir labirentin içine çekilir. Onu korumaya çalışan genç savcı Şan Çevik, kısa sürede sadece bir soruşturmanın değil, kendi soyuna uzanan bir mirasın da tam merkezinde bulur kendini.

Bir yanda "Avcı" adıyla efsaneye dönüşmüş, ölümü bile şüpheli Uras Danişmend; diğer yanda su altında kalmış köylerin, kaybolmuş hayatların ve yıllardır saklanan sırların oluşturduğu dev bir gölge...

Gerçekle yalanın, adaletle intikamın birbirine karıştığı bu hikâyede herkesin gizlediği bir suç, herkesin taşıdığı bir yara var.

Ertan Velimatti Alagöz, Savcı'da Türkiye'nin yakın tarihine korkusuzca bakan, temposu yüksek, parçaları yavaş yavaş yerine oturan güçlü bir gerilim sunuyor. Her sayfada karanlık biraz daha büyüyor..


YORUM

Peki, adalet ararken kendimizi intikamın içinde bulursak?

Ertan Velimatti Alagöz’ün Savcı romanı, faili meçhul cinayetlerin gölgesinde şekillenen, geçmişin sırlarını bugünün hesaplaşmalarıyla buluşturan bir polisiye gerilim. Gazeteci Cumhur Işık’ın öldürülmesiyle kızı Ada, babasının katilini bulmak için yola çıkıyor. Ancak karşısına çıkan gerçekler, onu yalnızca bir cinayetin değil, geçmişten bugüne uzanan karanlık ilişkilerin de içine çekiyor. Bir yanda gerçeğin peşinden giden Ada, diğer yanda kendi hesaplaşmalarıyla uğraşan savcı Şan Çevik…

Herkesin sakladığı bir şeyler, çözülmeyi bekleyen sırlar var.

Kitap ilerledikçe ister istemez şunu düşünüyorsunuz, gerçekten adaletin peşinde miyiz, yoksa canımız yandığında tek istediğimiz hesap sormak mı oluyor? Bazen insan, uğradığı haksızlığın karşılığını almak isterken neyin doğru, neyin yanlış olduğunu unutabiliyor. Geçmişte yaşananlar bugünü şekillendirirken gerçeklerin ortaya çıkması da her zaman her şeyi yoluna koymuyor.

Romanın merak duygusunu canlı tutan yönlerinden biri, olayların ve karakterlerin birbirine bağlanma biçimi. Tek bir cinayetin ardında ne kadar çok hikâye, sır ve hesaplaşma saklanabileceğini gördükçe olayların nereye varacağını daha fazla merak ediyorsunuz.

Kitabın diğer dikkat çekici yanı farklı kültürlere, geçmişten gelen efsanelere ve tarihsel anlatılara uzanan araştırmaların kurguya dâhil edilmesi. Bu unsurlar, hikâyeyi yalnızca bir suçun çözülmesinden ibaret olmaktan çıkarıp kültürel ve tarihsel bir keşfe de dönüştürüyor. Yazarın bu ayrıntıları olay örgüsüyle bir araya getirmesi, anlatıya ayrı bir zenginlik katarken merakınızı da kitabın sayfalarının ötesine taşıyor. Bazen bir polisiye okurken kendinizi yalnızca katilin kim olduğunu düşünürken değil, anlatının arka planındaki efsaneleri ve farklı inanışları araştırmak isterken de bulabiliyorsunuz.

Savcı, gizemli olayları adalet, vicdan ve intikam gibi sorgulamalarla bir araya getirirken geçmişin bugünden o kadar da uzak olmadığını hatırlatıyor. Çünkü bazen adaletin peşinden giderken intikamın içinde kaybolmak, insanın başına gelebilecek en büyük çıkmazlardan biri. Geçmişin hesabı kapanırken geriye ne kalır, peki?

Sizce adalet yerini bulmadığında intikam haklı görülebilir mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder